• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Üyesi Olduğumuz Ağlar



Medya Takip Sponsorumuz

Basına ve Kamuoyuna

İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesinde adölesan gebelikler ve doğumların ilgili mercilere bildirilmediğine dair medyaya yansıyan haberler hakkında Derneğimizin açıklamasıdır...

                                       
                                
                                     
                                               Basına ve Kamuoyuna

İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesinde adölesan gebelikler ve doğumların ilgili mercilere bildirilmediğine dair iddiaların kendisi vahim iddialar olmakla birlikte, olayın gerek basında tartışılma şekli gerekse soruşturma ve kovuşturmalarda izlenecek yol ve yöntemler konusunda çocuğun yüksek yararı prensibi ve çocuk hakları perspektifiyle ilerlemesi elzemdir. Sosyal hizmet uzmanları toplumun en kırılgan gruplarıyla çalışır.

Meslektaşlarımızın da bunu gözeterek çalışmaları gerektiğine inanıyoruz. Bazen tartışma şeklinin kendisi bile istismarı derinleştiren, uzatan ve tekrarlayan bir hal alabiliyor ne yazık ki. Gerek istismarın ortaya çıkarılması gerekse kovuşturma ve soruşturma sürecinin çocuk haklarına ve hassasiyetine azami özenin gösterilerek yapılması gerekir.

Çocuk istismarı vakaları, soruna sistemsel yaklaşılmadığı için giderek artmaktadır. Kamuoyunda görünür olması bir neden olmakla birlikte soruna yaklaşım konusunda yaşanan problemlerin de bunu artırdığını düşünüyoruz. Gerek mevzuat hazırlanırken gerekse sunulan hizmetler planlanırken alanla ilgili meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarının çalışmalardan uzak tutulması sorunu daha da derinleştirmekten öteye götürmüyor.

Son yaşadığımız olay da gösteriyor ki; tek başına hizmetin sunumu ve mevzuat yetmiyor. Buna uygun personel görevlendirilmesi, kontrol mekanizmalarının işletilmesi, eğitimlerinin yapılması, sistemin işleyişinin kolaylaştırılması ve ilgili kurumların işleyişindeki aksaklıkların bireysel duyarlılık ve çabaya terk edilmemesi gerekir. Siyaset dili ve bürokratik mekanizma içerisinde çocukların yaşadıkları, manipüle edilmemeli, üstü örtülmemeli, kaybolmamalıdır. Sahada çalışanların aksaklıkları bildirirken, çocuklara zarar verebilecek her tür davranış ve dilden uzak durmaları gerekir.

Çocuğun cinsel istismarı ile ilgili mevzuatı göz önünde bulundurursak; 5237 sayılı TCK 103. maddesinde istismarın tanımı yapılmıştır. 104.sinde ise reşit olmayanla cinsel ilişki suçu düzenlenmiştir. Çocuğa yönelik gerçekleştirilen her tür cinsel davranış cinsel istismar olarak tanımlanmıştır. 15 yaşını tamamlamamışsa veya 15 yaşını tamamlamış olmakla birlikte, işlenen suçun cebir, tehdit, hile ve iradeyi sakatlayan bir durumda işlenip işlenmediğini, kendisine karşı yapılan cinsel davranışı algılama yeteneğinin olup olmadığını belirlemek, araştırmak ve tespit etmek Cumhuriyet Savcısının yetkisindedir. Bu hususların tespiti ve hukuki değerlendirmesinin yapılması bakımından 18 yaş altı tüm vakaların bildirilmesi gerekmektedir. Şöyle ki suçun nitelemesinin yapılması yargı mercilerine mahsustur. Hastanelerdeki sosyal hizmet birimlerinde çalışan meslektaşlarımızın buna göre hareket etmesi bir zorunluluktur. Tespit edilen vakaların çocuk büroları marifetiyle varsa Çocuk İzlem Merkezlerine, yoksa adli mercilere bildirimi gerekmektedir. Bu süreçte meslektaşlarımız, ilgili diğer meslek mensuplarıyla multi-disipliner bir yaklaşım ve çocukların mahremiyetini esas alarak çocuğun yüksek yararı prensibi ve çocuk haklarıyla ilgili mevzuata uygun bir şekilde hareket etmelidir.

Son yaşadığımız olayda;
Meslek örgütü olarak konunun tarafı olarak gösterilen sosyal hizmet uzmanları ile irtibata geçilmiş ve olay hakkında sağlıklı değerlendirme yapabileceğimiz gerekli bilgilere ulaşılmaya çalışılmaktadır. Ancak elde edilen bulguların henüz tarafların olaya dahli açısından çok net bir resim çizmeye imkân tanımadığı anlaşılmakta ve bilgilenme sürecinin biraz daha olgunlaşması gerektiği izlenimi vermektedir. Bu nedenle son derece ciddi bir konu olan çocukların istismarının bir suç olarak adli mercilere bildirilmesi olayına gerek bütünsel ve gerekse meslektaşlarımızın mesleki sorumluluklarının takibi açısından olay hassasiyetle takip edilmeye devam edilecektir.

Diğer taraftan, 17 Ocak 2018 tarihinde çeşitli basın ve yayın organlarında çıkan Kanuni Sultan Süleyman Hastanesinde 01 Ocak 2017 - 24 Mayıs 2017 tarihleri arasında çocuk yaşta gebelik ve doğum vakalarının ilgili makamlara bildirilmediğine yönelik haberlere ilişkin, adli süreçlerin ivedilikle işletilmesi ve bu durumun açıkça kamuoyuyla paylaşılması,
Olaya ilişkin TCK Madde 278,279 ve 280 kapsamındaki 'Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi' ile haklarında soruşturma başlatılan ve suçu bildiren görevlilerle ilgili nasıl bir süreç işlediği hakkında kamuoyunun bilgilendirilmesi,
Çocuk yaşta gebeliklerin TCK 103. ve 104. maddeleri uyarınca 'Çocuğun cinsel istismarı' suçu kapsamında yürütülen soruşturmada medyaya yansıyan haberlerden çocukların ve ailelerin etkilenebileceği de göz önünde bulundurularak çalışmaların ve toplumu bilgilendirmelerin daha hassas ve dikkatli bir biçimde yürütülmesi,
Bu ve benzeri durumlarda, çocuğun yüksek yararını gözetmek, ulusal ve uluslararası mevzuat çerçevesinde sorunların çocuk merkezli bir yaklaşımla çözüme ulaşılması için, yetkili tüm kurum ve kuruluşları göreve davet ediyoruz.

Son olarak; derneğimizin olayı tüm yönleriyle takip ettiğini, çocuklara yönelik istismar vakalarında yaşanan aksaklıkların giderilmesi konusunda genel merkez ve tüm şubeleri ile birlikte ilgili kurumlarla gereken işbirliğine ve her tür yardıma açık olduğunu belirtiriz. 19.01.2018

Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği 
Genel Merkezi ve Şubeleri



Paylaş |                                         Yorum Yaz - Arşiv   699 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın