• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Üyesi Olduğumuz Ağlar



Medya Takip Sponsorumuz

Okul Sosyal Hizmeti Basın Açıklaması

 

SOSYAL HİZMET UZMANLARI DERNEĞİ’NİN OKULLAR YAZ TATİLİNE GİRERKEN ÇOCUKLARIN DURUMU İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI

 

 

 

Okullar yaz tatiline girerken, yaygın anlayışa göre “tatil nedeniyle kapanırken” çocukların içinde bulundukları   sorunlar da beraberinde gitmektedir.

 

9 Haziran 2017 Cuma günü sona erecek olan 2016-2017 eğitim öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre 2016-2017 eğitim öğretim döneminde örgün eğitimde öğrenci sayısı 17 milyon 319 bin 433 olurken, bunun 8 milyon 960 bin 11’i erkek, 8 milyon 359 bin 422’si kız öğrenciden oluştu.

 

Bu dönemde 987 bin 503’u kadrolu, 17 bin 877’si sözleşmeli olmak üzere toplam öğretmen sayısı 1 milyon 5 bin 380 oldu. Okul sayısı 62 bin 250, derslik sayısı ise 682 bin 761 olarak gerçekleşti.

 

Gün geçmiyor ki okul çağı çocuklarıyla ilgili doğrudan okul ortamları ve okul çevresiyle bağlantılı bir vaka ortaya çıkmamış olsun!

 

Son bir ay içinde gerçekleşen bir vaka;

 

Bursa’da kentin gözde okullarından birisinde dün sabah saatlerinde dehşet veren bir olay yaşandı. 10´uncu sınıf öğrencisi H.C. (16), sabah birlikte okula geldiği arkadaşı aynı yaştaki N.A´ı sınıfta tabancayla başından vurarak öldürdü. Liseli çocuk daha sonra aynı silahla intihara kalkıştı. N.A, olay yerinde yaşamını yitirirken, H.C. ağır yaralı olarak  Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. DHA. 05.05.2017.

 

Okulda bir öğretmen muhabirin sorularına “Erkek öğrencinin dersine girmiyordum ama sınıf öğretmeninden duymuştum, öğrencinin kırmızı reçeteli ilaç kullandığını, psikolojik tedavi gördüğünü biliyorum.” diye yanıt veriyordu.

 

Haber “Ruhsatsız Silahla İlgili Baba Hakkında Soruşturma” açıldığına dair devam ediyordu.

  • Çocuk,
  • Genç,
  • Öğrenci
  • Öğretmen,
  • Doktor,
  • Okul yönetimi,
  • Kırmızı reçete,
  • Silah,
  • İntihar,
  • Okul,
  • Aile,
  • Psikolojik tedavi,
  • Suç vb.

 

Okul ortamında gerçekleşen tek bir vakada hemen göze çarpan kavramlara şöyle bir bakıldığında bile çıkartılması gereken onlarca ders önümüzde duruyordu.

 

  • Bu aşamaya gelinceye kadar kim, ne yapmıştı ve/veya yapmamıştı?
  • Durum bu aşamaya gelinceye kadar öğretmen, yönetim, aile neredeydi?
  • Kırmızı reçete yazmak bu kadar kolay mıydı?
  • Kırmızı reçete ile alınan psikolojik ilaçların doğuracağı sonuçlar hakkında aile ve okul sorumluları ne derecede bilgili ve bilinçliydi?
  • Okulda kırmızı reçeteli ilaç kullanan başka öğrenciler (yada personel) var mıydı?
  • Bu çocuklar için olay öncesinde okulda herhangi bir çalışma yapılmış mıydı? Ne yapılmıştı? Okulda PDR servisini hangi mesleki müdahaleleri yapılmıştı?
  • En temel soru ise bu vahim olay/vaka okulda yapılacak psiko-sosyal çalışmalarla önlenebilir miydi?

 

Vaka yeniden incelendiğinde, bu ve benzeri birçok soru sorulabilir…

 

Bu vakadan yola çıkarak okul çağı çocuklarının dahil olduğu bazı TUİK istatistiklerine bakılmasının yararlı olacağı düşünülmektedir.

 

TUİK verilerine göre;

 

  • Güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocuk sayısı 2015 yılında, 2014 yılına göre %4,4 oranında artarak 303 bin 213 oldu.

 

  • Çocukların %57,4’ünün 15-17 yaş grubunda, %23,4’ünün 12-14 yaş grubunda, %18,9’unun ise 11 yaş ve altı çocuklar olduğu görüldü.

 

  • Güvenlik birimine 2015 yılında gelen veya getirilen çocukların;

 

%66,9’u erkek,

%33,1’i ise kız çocuğu oldu.

 

  • Çocuklar en çok mağdur olarak geldi.

 

  • Güvenlik birimlerine 2015 yılında gelen veya getirilen 303 bin 213 çocuğun gelme nedenleri şunlardı:

%46,9’u mağdur,

%39’u kanunlarda suça sürüklenme,

%5,8’u kayıp,

%4,4’ünün bilgisine başvurma ve

%3,9’unun ise bu nedenlerin dışındaki nedenlerden dolayı geldikleri ya da getirildikleri görüldü.

 

  • Yine suça sürüklenen çocukların en çok yaralama olaylarına karıştığı için güvenlik birimlerine getirildiği görüldü.

 

  • Suça sürüklenme nedeni ile güvenlik birimlerine 118 bin 245 çocuk getirildi (Tablo:1).

 

Tablo:1   Güvenlik Birimine Suça Sürüklenme İle Gelen veya Getirilen Çocuk Sayısı

 

Güvenlik Birimine Suça Sürüklenme İle Gelen veya Getirilen Çocuk Sayısı

2011

2012

2013

2014

2015

Toplam - Total

 84 916

 100 831

 115 439

 117 486

 118 245

Erkek- Male

 76 405

 89 667

 102 350

 102 493

 101 097

Kadın- Female

 8 511

 11 164

 13 089

 14 993

 17 148

 Kaynak: TUİK

 

  • Bu çocukların güvenlik birimlerine getirilme nedenleri şunlardı:

 

%36’sı yaralama,

%24,6’sı hırsızlık,

%6,8’i 5682 Sayılı Kanun’a muhalefet,

%5,9’u uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, satmak veya satın almak,

%3,7’si tehdit,

%3,5’i ise mala zarar verme


Aynı verilere göre suça sürüklenen çocukların %36’sı bağımlılık yapan madde kullandı rapor edildi. Yine Güvenlik birimlerine suça sürüklenme nedeni ile getirilen 118 bin 245 çocuğun 42 bin 557’sinin bağımlılık yapan madde kullandığı görüldü. Bağımlılık yapan madde kullanan çocukların %80,8’ini 15-17 yaş grubu, %17,2’sini ise 12-14 yaş grubundaki çocuklar oluşturdu. Çocukların %72,5’inin sigara, %5,5’inin sigara ve alkol, %4,9’unun sigara ve esrar, %3,7’sinin esrar, %2,3’ünün ise sigara, alkol ve esrar kullandığı görüldü.

Burada ifade edilen verilerden hareketle, okul ortamlarında ortaya çıkan/çıkabilecek çocuğun suça sürüklenmesi, madde kullanımı, istismara maruz kalması ve buna benzer son derece ciddi sorunları önlenmek ve müdahalede bulunmak amacıyla meslekler arası işbirliği ve ekip çalışmasıyla yürütülmesi gereken müdahaleler çok büyük önem taşımaktadır.

Temelde ise konu her ortam ve koşulda “çocuğun güvenliğinin” sağlanması, bir başka ifadeyle “çocuğun korunması” konusudur.

En açık ifadeyle, “çocuğun korunması” her çocuğun kendi güvenliğini, bütünlüğünü, kişisel gelişimini riske eden her türlü tutum, davranış ve eylemlerden zarar görmeme hakkının her ortamda korunması anlamındadır. Yani çocuğun korunması:

  • Aile içinde korunması
  • Toplum içinde korunması
    • Eğitim ortamlarında korunması
    • İş ortamlarında korunması
    • Kurum ortamlarında korunması
    • Adli ve kolluk süreçlerinde korunması
    • İnfaz sürecinde korunması vb. anlamını taşımaktadır.

Bu hak aynı zamanda çocukların yaşamlarını sürdürebilme, bedensel, psiko-sosyal ve eğitsel gelişimlerini yeterli düzeyde sürdürebilmesi için gereksinim duydukları her hizmete erişebilme hakkı ile bir bütünlük oluşturmaktadır.

Bu ortamlardan aile ortamının yanında, kritik değere sahip ikinci ortam “okul ortamları” olmaktadır. Eğitim çağındaki çocuğun 18 yaşına kadar ailesinden sonra en uzun süre bulunduğu ortam okul ortamıdır.

Evrensel olarak bakıldığında okul ortamlarında çocukların güvenliği ve korunmasından doğrudan sorumlu profesyoneller arasında Öğretmenler-Eğiticiler-Özel Eğitimciler, Doktorlar-Hemşireler, Sosyal Hizmet Uzmanları, Avukatlar, Çocuk Gelişimcileri, Okul Psikologları, Okul PDR Öğretmenleri, Pedagoglar ve diğer bakım personel sayılabilir.

Şüphesiz yukarıda sıralanan çocuklara yönelik ciddi risk durumlarıyla, ancak her biri kendi mesleki yeterliliğini kanıtlamış, bu meslek elemanlarının yapacağı ekip çalışmasıyla mücadele edilebilir. Ancak bu meslek elemanlarından bazıları ve okul sosyal hizmet uzmanı okulda henüz istihdam edilmemektedir.

Çocuk koruma sistemi kapsamında çocuğun korunması ve güvenliğini sağlanmasında önemli roller üstlenen sosyal hizmet uzmanlarının, eğitim sisteminde ve okul ortamlarında yer alması zorunluluğu yadsınamaz bir gerçektir.

Sosyal hizmetin mesleki sorumluluğu çocukların okul ortamlarında korunmasını da kapsamaktadır. Okulda çocuğun korunması denildiğinde şu gibi durumlarda korunmasından söz edilmektedir:

  • Çocukların anne babanın boşanma ve ayrılık sürecinde korunması
  • Çalışan/çalıştırılan çocukların korunması,
  • Suça sürüklenen çocukların korunması,
  • Mağdur çocukların korunması,
  • Ebeveyn bakımından yoksun çocukların korunması (Kurum Bakımındaki, infaz kurumlarındaki, evlat edinme, koruyucu aile, YİBO, Yatılı Okullar, vb. kurumlarda bulunan çocuklar),
  • İhmal ve istismara uğrayan çocukların korunması,
  • Göç, deprem, afet vb. durumlarda çocukların korunması,
  • Özel eğitim ve özel gereksinimi bulunan çocukların korunması,

 

Bu bağlamda gelişmiş çocuk koruma sistemi olan tüm ülkelerde çocukların karşılaşabileceği risk faktörlerinin önceden belirlenmesi, önlenmesi, karşılaştıkları sorunlara yönelik çözümler üretilmesi ve bu sorunlara müdahale edilmesi sürecinde okul sosyal hizmet uzmanının mesleki rol ve sorumlulukları bulunmaktadır. Çocuk koruma sisteminin önemli bir parçası olan okul sosyal hizmeti çalışmaları, okullarda ve okul ortamında sosyal hizmet uzmanlarının rol ve sorumluluğunda yürütülen, tüm dünyada kabul görmüş ve köklü uygulamaları olan bir alandır. 

 

 

Sosyal Hizmet Mesleğinin okul sosyal hizmeti kapsamında yürüttüğü birçok etkinliği, gerek iç hukuk kuralları (5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu vb), gerekse iç hukuk kurallarına eş değer olan Çocuk Hakları Sözleşmesi ve bu sözleşmeye dayalı olarak tüm Uluslararası düzenlemelerde görmek mümkündür.

Daha önemlisi ise bir bütün olarak bakıldığında Sosyal Hizmetlerden yararlanmak temel bir haktır. Avrupa Sosyal Şartı’nın 14. Maddesi bu temel hakkı düzenlemektedir:

Taraf devletler:

Madde 14 - Sosyal refah hizmetlerinden yararlanma hakkı

Akit Taraflar Sosyal Refah Hizmetlerinden Yararlanma Hakkının etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak amacıyla:

1. Sosyal hizmet yöntemlerinden yararlanarak, toplumda bireylerin ve grupların refah ve gelişmelerine ve sosyal çevreye uyum sağlamalarına katkıda bulunacak hizmetleri teşvik etmeyi ya da sağlamayı;

2. Bireylerin ve gönüllü ya da diğer örgütlerin bu tür hizmetlerin kurulması ve sürdürülmesine katılmalarını özendirmeyi

taahhüt ederler (Avrupa Sosyal Şartı-değiştirilmiş şekli, Strasbourg, 3.V.1996 Gayri resmi tercümedir).

 

Değerli Aileler, Değerli Öğrenciler, Değerli Eğitim Camiası, Değerli Kamuoyu,

  • Biz sosyal hizmet uzmanları yukarıda irdelenen vakadan hareketle bile sosyal hizmet mesleğinin eğitim sisteminde yer almasının zorunluluğunu,
  • Okul sosyal hizmetinin eğitim sisteminde yer almasının ertelenmesi nedeniyle okul ortamlarında çocuklar açısından ortaya çıkan sorunların daha da karmaşık hal alacağını,
  • Eğitim sisteminde ve okul ortamlarında “sosyal hizmet sunumunda” mesleki olarak yeterli deneyime sahip olduğumuzu,
  • Konuya dar istihdam anlayışı ile bakmak yerine, çocuğun korunması için en etkin sosyal hizmet sunumunun sağlanması ve hizmet niteliğin geliştirilmesi açısında baktığımızı,
  • Eğitim sisteminde sürdürülebilir bir mesleki çalışma için yer almak istediğimizi beyan ediyor ve Milli Eğitim Bakanımız Sayın İsmet YILMAZ’ın nezdinde Milli Eğitim Bakanlığı Yetkililerine bir çağrıda bulunmak istiyoruz;
    • Sosyal Hizmet Mesleğinin Eğitim Sisteminde yer almasının önemini ve öğrenci sorunların çözümlenmesindeki çarpan etkisi konusunda tarafların oluşturacağı bir çalışma grubu oluşturmaya,
    • Okul sosyal hizmetinin baştan sağlıklı kurumsallaşmasını sağlamak üzere pilot projeler gerçekleştirmeye,
    • MEB’le birlikte “Okul Sosyal Hizmeti” temalı uluslararası bir etkinlik düzenlemeye davet ediyoruz.

 

 

 

SOSYAL HİZMET UZMANLARI DERNEĞİ GENEL MERKEZİ

Okul Sosyal Hizmeti Komisyonu

 

 

 

İletişim:
Rahmiye BOZKURT– SHUDER Genel Başkanı
0 530 2001886 
SHUDER Genel Merkezi
Web: www.shudernegi.org
E-posta: info@shudernegi.org
Adres: Fidanlık Mah. Ataç 1 Sok. 29/7

 Kızılay /ANKARA