|
|
|
|
|
COUNCIL OF FELLOWSHIP CIF AVUSTURYA - ÇEK CUMHURİYETİ
MESLEKI VE KÜLTÜREL DEĞİŞİM PROGRAMI (13 Mayıs-19 Haziran 2005) DEĞERLENDİRME RAPORU Dr. Yüksel Baykara Acar1 CIF Mesleki Değişim Programlarından, Sosyal Hizmetler Alanında Çalışanlar Derneğinin Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Yüksekokulunda yaptığı tanıtım ve bu programlara daha önce katılmış olan arkadaşlarım aracılığıyla haberdar oldum. Programa katılım amacım, sosyal hizmet disiplin ve mesleğinin yurt dışındaki uygulamaları hakkında yaşayarak ve gözleyerek bilgi edinebilmek ve başka ülkelerin toplumsal, ekonomik ve kültürel yapılarını inceleyebilmekti. Yurt dışındaki sosyal hizmetler alanındaki yasal ve örgütsel yapıyı daha yakından inceleyebilmek ve bu alanda çalışan uygulayıcılarla tanışıp, tartışabilmekti.
Tarihçe: Bugünkü Avusturya 9. yüzyılda Charlemange’ın Avar akınlarını durdurmak amacıyla, Viyana bölgesinde bir savunma merkezi kurmasıyla oluşmaya başlamıştır. Yazılı belgelerde ilk Avusturya adına (“Ostarrichi” ifadesiyle) 996 yılında rastlanmaktadır. 10. Yüzyıldan itibaren, Babenberg ve 13. yüzyıldan itibaren Habsburg hanedanları bu topraklarda yönetime hakim olmuşlardır. Habsburg hanedanı yönetimi sırasında usta bir ittifaklar ve sülaleler arası evlilikler politikası sonucunda Avusturya İmparatoru tacını giyen Habsburglar, 1526 yılında Bohemya ve Macaristan’ı topraklarına katmışlardır. 1529’da Osmanlı ordularının birinci Viyana kuşatmasını ve özellikle 1683’de ikinci Viyana kuşatmasını kırdıktan sonra Avusturya daha da genişleyerek büyük devletler arasına girmiştir. 1804 yılında İmparator I. Franz kendisini Avusturya İmparatoru ilan etmiş ve Kutsal Roma tacını bırakmıştır. 1867 yılında Avusturya-Macaristan İmparatorluğu oluşmuş ve bu imparatorluk birinci Dünya Savaşı ile son bulmuştur. 1918 yılında ilan edilen Birinci Cumhuriyet, Avusturya’nın 1938’de Nazi Almanyası tarafından ilhakı (siyasi tarih literatürüne “Anschluss” olarak geçmiştir) ile ortadan kalkmıştır. Avusturya, II Dünya Savaşı sonunda, 1945 yılında Fransa, İngiltere, ABD ve SSCB tarafından işgal edilmiş, on yıl devam eden işgal döneminden sonra 1955 senesinde, söz konusu dört ülkeyle imzaladığı Devlet Antlaşması ile bağımsızlığını yeniden kazanmış, bu Antlaşma ile işgal devletleri Avusturya’dan çekilmiş, Avusturya ise buna karşılık herhangi bir siyasi veya askeri pakta üye olmama taahhüdü altına girmiştir. Tarafsızlık politikasının doğal sonucu olarak Avusturya, 1980’lerin ikinci yarısına kadar, dış politikasını Doğu-Batı dengesinin ve bloklar arası yumuşamanın güçlendirilmesi temeline dayandırmış ve tüm komşuları ile etkin ilişkiler sürdürmeyi amaçlamıştır (Viyana Ticaret Müşavirliği, 2005:2-3). Orta
Avrupa'da denize kıyısı olmayan,
federal bir cumhuriyet olan Avusturya, dokuz eyaletten oluşur:
Burgenland,
Karnten
,
Aşağı Avusturya,
Yukarı Avusturya,
Salzburg,
Steiermark,
Tirol,
Vorarlberg,
Viyana’dır.
(http://tr.wikipedia.org/wiki Ülkede Tuna Nehri coğrafi ve
turistik açıdan olduğu gibi, bir taşıma yolu olarak da hayati öneme
sahiptir. 1992 yılında tamamlanan ve Karadeniz’i nehir yoluyla Kuzey
Denizine bağlayan “Rhein-Main-Donau” (Ren-Main-Tuna) Kanalı, 3.500
km.’lik güzergâhın uzun bir parçası olan Tuna’nın önemini daha da
arttırmıştır. Viyana’nın hemen dışında bulunan liman ticari taşıma
açısından dikkat çeken bir konuma sahip bulunmaktadır (Viyana Ticaret
Müşavirliği, 2005:4). Sosyal ve Ekonomik Politika Avusturya liberal ekonomik politikaları benimsemiştir. Bu durum özel kuruluşların sayıca fazlalığında önemlidir. Ülkede 1970 ‘lerde yoksulluk daha küçük bir grubun sorunu iken bugün daha büyük bir sorun haline gelmiştir. Bugün önemli bir başka sorun yaşlı insanların sayısının giderek artmasıdır. Ortalama ömür beklentisinin uzaması bunda önemli bir etken olmuştur. . İnsanların yaşlanması sosyal güvenlik sistemini de olumsuz etkilemiştir. Çalışan nüfus yaşlı nüfusun sosyal güvenliğine katkı sağlamaktadır. Bu durum, gelecek genç kuşağın sosyal güvenlik sorununu ortaya çıkarmaktadır. Bunun yanında genç anneler, tek ebeveynler, göçmenler diğer önemli sorunlar arasındadır. İşsizliğin de artış gösterdiğini söylemek mümkündür (% 8-9). Bu oranın da geçmişe oranla oldukça yüksek olduğu görülmektedir. Toplumun yaşlanması nüfus politikasını da pronatalist bir yönde devam ettirmektedir. Kürtaj henüz yasak olmasa da toplumda kürtaja karşı seslerin yükseldiği görülmektedir. Ülkede sağ partilerin yükselişi sürerken, Viyana’nın çoğu sosyal demokrat görüşe sahip durumdadır. Avusturya’da federal bir sosyal hizmet yasası bulunmamaktadır. İhtiyaç grupları ayrı ayrı eyaletlerden yardım almaktadır. Buna göre de uygulamalar her eyalette değişebilmektedir. Sosyal hizmet eğitiminde genelci bir yaklaşım benimsenmiştir. En fazla sosyal hizmet yönetiminin odak alındığı ifade edilmiştir. Sosyal hizmetteki önemli sorunlar, bütçeleme ve kaynak sorunudur. Sosyal hizmet de pazarın bir parçası haline gelmiştir. Bu durumun etik sorunlar yarattığı belirtilmiştir. Sosyal hizmet uzmanlarına yapılan ödemelerin yeterli olmadığı ifade edilmiştir. Sosyal hizmetler, giderek daha fazla oranda yapılan projelere dayanmaktadır. Özellikle göçmenlerle çalışmada projelerin ve STK’ların ağırlığı daha fazla ağrılıktadır. STK’lar devletten de pay alıyorlar. Göçmenlerle ilgili kültürel ve dinsel bir çatışma ve bütünleşme problemi olduğu ifade edilmektedir. Her yıl Avusturya’da sosyal hizmet okullarına 500 öğrenci kaydı yapılıyor. Bu durum SHU (sosyal hizmet uzmanları) ‘ların işsizliğini artırıyor. Sosyal hizmet okul sayısı 12. Okulların çoğu 3 yıllık lisans eğitimi ve 2 yıllık master eğitimi veriyor. Bazı okullar 4 yıllık lisans eğitimine sahip. Ülkede psikolog ve psikoterapistlere ilişkin iki ayrı yasa var ve böyle bir yasa meslek elemanlarının haklarını koruyucu oluyor. Henüz sosyal hizmet uzmanlarının yasası yok ve SHU Derneği ve SHU’lar bu yasanın çıkarılması için yoğun çaba içindeler. Program Avusturya’ya gitmeden önce programla ilgili ayrıntılarla ilgili olarak CIF Avusturya Başkanı Judith Lamatsch ve CIF Sekreteri Gabi Kronberger’den iinternet aracılığıyla bilgiler aldım. Bu bilgiler, programın içeriği, kalacağımız aileler, gidilecek kurumlar, iklim koşulları vb.’yi içeriyordu. Katılımla ilgili ücret konusunda bana önemli bir aycılık tanıdıklarını da belirtmeliyim. Bu konuda CIF Avusturya gerçekten çok duyarlı davrandı. Programdaki ailelerin hepsi de (Çek Cumhuriyeti’ndeki aile de dahil) ben oraya gitmeden önce bana mail gönderdiler. Bu aslında benim için oldukça iyi oldu. Çünkü misafir olacağım ailelerin kim olduklarını vb. bilmek ve benimle ilgilendiklerini görmek rahatlatıcıydı. Gittiğim ilk gün beni kalacağım aile ve CIF Avusturya’nın bir üyesi karşıladı. 13 Mayıs Cuma günü sabahı oradaydım ve o günü dinlenerek geçirdim. Ertesi gün, CIF Avusturya’nın Başkanı Judith Lamatsch’ın evinde toplandık ve oradan Lamatsch’ın Viyana yakınlarında bulunan bir köy evine gittik. İki gece orada kaldık. Köye giderken Avusturya’nın geleneksel yemeklerinin bulunduğu bir lokantada yemek yedik. Köye vardıktan sonra kısa bir yürüyüş yaptık ve sonra köyü gezdik, oradaki çiftçilerin evlerini ziyaret ettik. Programa böyle başlamak iyi oldu. Katılımcılar ve CIF üyelerinin birbirini tanımaları ve kaynaşmalarında yararlı oldu diye düşünüyorum. İkinci gün, Sosyal Hizmet Okulu Müdürü oraya geldi ve bize Avusturya’da sosyal hizmetlerin ve sosyal hizmet okulunun tarihçesini anlattı. Bu da aslında Avusturya’nın sosyal sistemini anlamayı kolaylaştırmak açısından oldukça faydalıydı. Son gün, Viyana ve Avusturya’yı tanıtıcı broşürler, genel ve bireysel programlar dağıtıldı ve bunların ayrıntıları üzerinde konuşuldu. Ulaşımla ilgili dört haftayı kapsayan biletler (metro, tram ve otobüsler için) verildi. Bunun yanı sıra CIF Avusturya biriminin üyelerinin telefon, adres ve mail adreslerinin yazılı olduğu bir liste de verildi. İki gün köyde kaldıktan sonra pazartesi Viyana’ya döndük. İlk iki gün Viyana şehrini, tarihi, turistik yerlerini ziyaret ettik ve bize bir kişi bu konuda rehberlik ederek bilgilendirdi. Viyana’da ilk hafta programı tüm katılımcıları içeren ortak bir programdı. Böylece bazı temel kurumları birlikte görme imkanı bulduk. İlk hafta tüm katılımcıların birlikte kurumları ziyaret etmesi aynı zamanda şehri tanıma ve alışma açısından da kolaylaştırıcı oldu. Program boyunca her hafta bir ya da iki gün programı değerlendirme toplantısı yapıldı. Her hafta çarşamba ya da perşembe günleri toplantı günleri olarak programda belirlenmişti. Değerlendirme toplantıları akşam 17.00 ya da 18.00 gibi başlıyordu. Katılımcılar kendi ülkelerini ve sosyal hizmet sistemini tanıtacağı için ilk değerlendirme toplantısında sunum sıraları belirlendi ve sunum için gerekli teknik araçlar konuşuldu. Buna göre Finlandiya ilk; Türkiye ikinci; İsveç üçüncü ve Avustralya dördüncü haftada sunum yapacaktı. Programa bakıldığında hemen her gün iki kuruluş ziyareti planlanmıştı ve üçüncü bir kuruluşun olduğu günler bir ya da sadece iki gün idi. Üçüncü bir program sadece değerlendirme toplantıları olarak belirlenmişti. Bu da oldukça iyiydi çünkü iki kuruluşa gitmek zaman zaman çok yorucu olabiliyordu. Kuruluşlarla ilgili saat aralıkları geniş bırakılmıştı. Bu durum bazen vakit geçirmede problem yaratsa da dinlenme ve gidilen kuruluşla ilgili bilgileri toparlama açısından yararlı oldu. Akşamları yapılan değerlendirme toplantıları sonrasında ikramlar ve sohbetler tüm katılımcılar arasındaki ilişkilerin gelişmesi ve bilgi alışverişine olanak sağlıyordu. İlk hafta gidilen tüm kuruluşlarla ilgili olarak yanımızda CIF Avusturya ekibinden bir kişi bulundu. Aslında böyle bir başlangıç ulaşım ve kuruluşlardaki düzenle ilgili ilk deneyimlerimizi de kolaylaştırdı. İlk hafta parlamento, gençlik dairesi, UN gibi kurumları ziyaret ettik. İkinci haftadan itibaren herkesin bireysel programı başladı. Zaman zaman başka bir katılımcılar ile aynı kuruluşa da gittiğimiz oldu. Programda kuruluşların açık adresleri, nasıl gidileceği, bağlantı kurulacak kişi ve görüşme saatleri ayrıntıları ile yer alıyordu. Viyana’da görmek istediğim kuruluşlar daha çok çocuk suçluluğu ve cinsel suça yönelen çocuklarla ilgiliydi. Bunu başvurumu yaparken ve daha sonra da mail aracılığıyla CIF Avusturya’ya iletmiştim. Buna ilişkin olarak da ziyaret ettiğim kuruluşlarda buna dikkat edilmişti. Viyana’da gittiğim kuruluşlar kısaca şöyle sıralanabilir: Çocuk mahkemesi, aile mahkemesi, yetişkin hapishanesi, çocuk hapishanesi, çocuk ve gençlere yönelik kriz merkezi, problemli davranış gösteren çocukların değerlendirildiği merkez, cinsel suçluların değerlendirilmesine ilişkin bir merkez (aynı zamanda hapishane), gençlik merkezi, cinsel suçlulara yönelik hizmet tretman sağlayan merkez, gözetim hizmeti sağlayan kuruluş, mahkeme dışındaki alternatiflerle ilgili kuruluşlar. Bunun yanı sıra göçmen kadınlarla ilgili merkeze, genç annelerle ilgili bir kuruluşa gitme imkanı bulduk. Avusturya’da bölgelere göre sosyal hizmet sisteminin uygulaması farklılaşabiliyor. Viyana hem eyalet hem de başkent. Ancak oldukça iyi bir sosyal hizmet ağının olduğunu söylemek mümkün. Sosyal hizmet sistemi ele alındığında, her şeyden önce çocuğun devletçe çok iyi ve gerektiği gibi korunduğunu söylemek mümkün. Örneğin çocuk 3-4 yaşına kadar eğer aileden alınması gerekli ise kesinlikle kuruluş vb. yerlere değil koruyucu ailelere veriliyor. Bu yaş üzerindeki çocuklar çocuğun gereksinmeleri doğrultusunda yapılacak değerlendirme için kriz merkezleri adı verilen ve çocuk (ve gençlerin) 6-8 hafta kalabildiği kuruluşlara gönderiliyor. Tabi bu kuruluşlar da kalabalık kuruluşlar değil. Genellikle 6-8 çocuğun bulunduğu ve yanlarında mutlaka yeterli profesyonel elemanın bulunduğu (4-5 kadar meslek elemanı ve bakım veren diğer personel) merkezlere gönderiliyor. Burada yapılan değerlendirme ile çocuk ve ailesine sunulacak hizmetler belirleniyor. Çocuk adalet sistemine ( ya da ceza adalet sistemine) bakıldığında yine birey olarak insanın değerli olduğunu görüyorsunuz. Örneğin cinsel suça yönelen ya da mağdur olan çocuklar mahkemeye çıkarılmak yerine mahkeme dışında yan tarafta bir odada uzman bir kişi tarafından (psikoterapist, SHU, psikolog vb.) dinleniyor. Buradaki konuşmalar bir kamera aracılığıyla mahkemeye yansıyor ve mahkemede iki jüri (eğitimli vatandaş) bulunuyor. Hakim soru sormak istediğinde bunu uzman kişinin kulağındaki dinleyici aracılığıyla yapıyor. Yine ülkede her sorun mahkemede çözülmüyor. Mahkeme dışında alternatifler gelişmiş. Mesela çocuklarla ilgili olarak yönlendirme (diversion) tedbirleri var. Bu gözetim, para cezası, toplum hizmeti ya da mediasyon (arabuluculuk) olabiliyor. Mediasyon sadece suçluluk değil her alanda (aile, boşanma, ticari anlaşmazlıklar vb.) kullanılabiliyor. Mediasyon ile basit suçlar veya çözülebilecek sorunlarla ilgili bu konuda uzman (eğitimini almış) kişiler aracılığıyla mahkemeye gitmeden çözüm aranıyor. Suçluluk alanının yanı sıra tıbbi sosyal hizmet alanında da kurum dışındaki bakım alternatifleri geliştirilmiş. Bunlardan biri psikiyatrik rahatsızlığı olan kişiler için outpatient sistemi. Hastanede yatarak bakım yerine kişilerin toplum içinde probleminin giderilmesi yoluna gidiliyor. Tabi bir başka önemli konu ve belki de en önemlisi psikolog ve psikoterapilerin yasası var. SHU’lar da bu yasayı çıkarmaya çalışıyorlar. Sosyal hizmet alanında özellikle belli gruplarla (suça yönelen vb.) çalışan meslek elemanlarını hepsinin de ek bir donanımı var. Mesela psikoterapi eğitimi gibi. Buna sahip olmayan kişiler ise düzenli olarak iyi yapılandırılmış hizmet içi dediğimiz eğitimi almak zorundalar. Ülkede sokak çocuğu yok. (Ülkemizdeki sokak çocuklarına benzer olarak). Street worker olarak adlandırdıkları kişiler daha çok okuldan sonra parklarda vb. yerlerde olan ve uyuşturucu alma, suça yönelme riskine sahip (ailesi olan çocuklar) çocuklarla ilgilenmekteler. Ülkedeki belki de en önemli sorun giderek yaygınlaşan ve daha küçük yaşlara kadar inen madde bağımlılığı sorunu. Buna ilişkin eğitim, rehabilitasyon, destekleme hizmetleri geliştirilmiş. Gördüğümüz STK’lar ülkemizdeki STK’lar gibi değil. Yani kaynaklarını sadece kendileri yaratmak zorunda değiller. Mutlaka hepsinin belirli oranlarda devletten (ya da belediyelerden) aldıkları önemli paylar var. Tabi bunun için de STK’nın iyi çalışması ve toplum için gerekli olduğunu topluma ve devlete kabul ettirmesi gerekiyor. Hemen her kuruluşta ifade edilen önemli bir sorun göçmenlerle ilgiliydi. Özellikle Afrika, Yugoslavya ve Türkiye en büyük grupları oluşturuyor. Afrikalılar ve Yugoslavya suça yönelmede daha önde gidiyor. Bunun yanı sıra uyuşturucu ticareti ve fuhuşta da bu gruplar ön sırada. Türklerle ilgili genel sorun dinsel ve kültürel farklılıktan kaynaklanan bütünleşme sorunu olarak ifade ediliyor. Bunu yanında kadınlara yönelik şiddet ve Türkiye’den giden ailelerdeki çocuklar arasında (ya da Türkiye’den) zorla evlendirmelerin yapılması. Dil sorunu da yine Türklerle ilgili karşılaştıkları en büyük sorun. Viyana’da dil bilmeyen kişiler için iş olanağı oldukça düşük ve Türkiye’den gidenlerin büyük kısmının dil bilmediği görülüyor. Yine Türk ailelerin çocuklarının dil sorunuyla da bağlantılı olarak eğitimlerini sürdüremediklerini söyleyebiliriz. Türkiye’den gitmiş olup, üniversite eğitimini alabilen ikinci ya da üçüncü kuşaktan kişi sayısı çok çok az. Türkiye’den giden göçmenlerin kendi arasında etnik ve mezhep ayrımının olduğunu söylemek mümkün. Değerlendirme Program yoğun fakat oldukça doyurucu idi. Kuruluş ve görüşmelerin dışında her hafta bir kişinin evinde yemeğe gidiyorduk ve toplantılarımızı buralarda yapıyorduk. Toplantının böyle düzenlenmesindeki amaç ülkenin kültürel olarak da yaşam biçimlerinin, yemeklerinin vb. görülmesini ve öğrenilmesini sağlamaktı. Bunun yanında 28 Mayıs günü tüm ailelerin, CIF üyelerinin ve katılmak isteyen diğer kişilerin olduğu bir CIF partisi düzenlendi. Her katılımcı kendi ülkesinin geleneksel yemeklerini burada hazırladı ve servis etti. Bu parti de katılımcıların kendi aralarında olduğu kadar diğer kişilerle tanışmasını ve bilgi alışverişini kolaylaştırdı. Üçüncü hafta bir günlüğüne şarapları ile ünlü bir köye gittik. Aynı zamanda yürüyüş de yaptık. Burada yine Avusturya’nın geleneksel yemek ve içkileri ikram edildi. Bir başka gün Avusturya’nın sosyal hizmet uzmanları derneği temsilcisi ile bir geleneksel yemek ve içkilerin olduğu bir restoranda yemek yedik. İkinci hafta ziyaret edilen kuruluşların yanı sıra bir sosyal hizmet okulunu ziyaret ettik (önceden üç yıllık iken dört yıllık olmuş). Yine son hafta bir başka sosyal hizmet okulundan bir öğretim görevlisi ve öğrencilerle (12 öğrenci) birlikte toplandık ve kısa bir yürüyüş yaptık. Öğrenciler okuldaki projelerine ilişkin bize bir sunum yaptılar ve birlikte bazı ısınma egzersizleri (psikodramada da kullanılan oyunlar) yaptık. Viyana’dan ayrılmadan önce değerlendirme formlarını doldurduk ve genel bir değerlendirme yaptık. Sonraki gün de herkesin katıldığı toplantıda sertifikalarımız verildi. Prag’a geçmeden önceki gün Tuna nehrinde bir boat trip yaptık ve Viyana’nın küçük bir köyüne gittik ve akşam veda yemeği verildi. Aileler Viyana’da kaldığım ilk kişi bir Türk idi (Dr. Zahide Fischer). İlk kalacağım ailenin Türk olması bir anlamda özellikle düşünülmüştü. Bu program benim için ilk olacağından alışmam ve sosyal hizmet sistemini daha kolay anlamam için hazırlanmıştı. Bunun çok uygun olduğunu düşünüyorum. Kaldığım bayan bir SHU idi ve kadın sığınma evinde çalışıyordu. Kuruluş ziyaretlerinden sonra akşamları onunla Avusturya’nın sosyal hizmet sisteminden ve hizmetlerinden bahsediyorduk. Viyana’da kaldığım ikinci aile, cinsel suç mağdurlarıyla çalışan bir psikoterapistti (Dr. Liosette Türkmen Barta) ve Hollanda da 15 Mayıs 2005’te düzenlenen (benim gidemediğim) cinsel suçlularla ilgili bir konferansa katılmıştı. CIF ekibi bunu da bildiği için o kişinin benim kalacağım kişi olmasına önem vermişti. Bu gerçekten de benim için çok yararlı oldu. Biz hemen her gün Türkmen Barta ile birlikte cinsel suça yönelen kişiler, tretman biçimleri, Avusturya’daki ceza adaleti sistemi vb. konularda konuşma ve tartışma imkânı bulabildik. Her iki kaldığım evde de yalnız yaşayan bireylerin olması benim için iyi oldu. Bu durumda evdeki yaşama uymak ve anlaşmak daha kolay olabiliyor. Hatta yalnız yaşayan insanların host family olmasının belki de daha uygun olduğunu söyleyebilirim.
16. yüzyılın başlarında Avusturya Habsburgları, Çek Krallığı‘nın hakimiyetini ele geçirmiştir. 1621'de Bohemya asaletinin mağlubiyetini takiben Habsburglar Çek topraklarını tamamen kendi imparatorluklarının topraklarına katmışlardır. Böylece Çek toprakları özgürlüğünü 300 yıl süreyle kaybetmiş ve 1918'e kadar Habsburg İmparatorluğu‘nun bir parcasi olarak kalmıştır. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu‘nun I. Dünya Savaşı‘ndaki mağlubiyeti 28 Ekim 1918'de Çekoslovakya‘nın kuruluşunun yolunu açmıştır. Bu tarihten itibaren 28 Ekim milli günü ilan edilmiştir. 1918-1938 arası dönemde Çekoslovak Cumhuriyeti dünyanın en gelişmiş on ülkesinden biri olmuştur. 20 yıllık demokrasi ve başarı dönemi 1938´de Hitler Almanyasının saldırısıyla kesintiye uğramıştır. II. Dünya Savaşı‘ndan sonra iade edilen cumhuriyet, Sovyet etkisinin bir parçası haline gelmiş ve sınırlı demokrasi dönemi, 1948 Şubatında komünist işgalle son bulmuştur. Bütün özel firmalar devletleştirilmiş ve tek partili yönetime geçilmiştir. 60'ların sonlarında komünist rejimi değiştirme ve insanileştirme girişimi 1968 Ağustosunda VarŞova Anlaşması Ordusunun saldırısıyla başarısızlığa uğramıştır. Çekoslovak halkının 80'lerin sonundaki kitlesel protesto ve gösterileri totaliter rejimin 1989 Kasımındaki hızlı çöküşünü getirmiştir. Öncü Muhalif Vaclav Havel 1989 Aralık ayında Çekoslovakya Cumhurbaşkanlığına seçilmiştir. Daha sonraki gelişmeler 1 Ocak 1993'te Çekoslovakya‘nın iki bağımsız ülkeye ayrılmasını getirmiştir: Çek Cumhuriyeti ve Slovak Cumhuriyeti (Çek Cumhuriyeti Başkonsolosluğu, İstanbul, istanbul@embassy.mzv.cz, 8.7.2005). Sosyal ve Ekonomik Politika Çek dış
politikasının ana hedefi Avrupa Birliği üyeliği olarak belirtilmiştir.
Üyelik için başvurusu 1996 Ocak ayında AB yetkililerine sunulmuştur.
1997 Lüksemburg zirvesinde Çek Cumhuriyeti'nin AB üyeliği için resmi
adaylığı diğer beş ülkeyle birlikte kabul edilmiştir. Mart 1998' deki
açılış müzakerelerinden bu yana bölümlerin büyük bir çoğunluğu
sonuçlandırılmıştır (Çek Cumhuriyeti Başkonsolosluğu, İstanbul,
istanbul@embassy.mzv.cz,
8.7.2005). Prag‘a 10 Haziran 2005 sabahı 11.00 tren ile hareket ettik ve öğleden sonra 15.30 ‘da oraya vardık. Prag’a sadece ben ve Finlandiyalı katılımcı gittik. Garda bizleri ailelerimiz karşıladı. Prag’da SHU bir çiftin evinde kaldım. Ev Prag’ın biraz dışındaydı ve Prag’a tren ile gidip geliyordum. Gittiğimiz ilk gün tanışmanın daha kolay da olmasını sağlamak açısından CIF partisi düzenlenmişti. Akşam ailelerimizle birlikte oraya katıldık ve programın ayrıntıları konusunda bilgi aldık. Her ikimize de programlarımız, Prag ile ilgili broşürler, dosyalarımız vb. verildi. Bunun yanı sıra öğle yemeklerimiz için bir miktar harçlık ve ulaşım için biletlerimiz verildi. Cumartesi günü Prag’ın tarihi ve turistik mekânlarını gezdik. Bu gezi sırasında Çek Cumhuriyeti’ne özgü geleneksel yemek ve içeceklerin ikram edildiği mekânlara gittik. Pazar günü şehir dışında bir kaleyi ziyaret ettik. Pazartesi günü programımız başladı. Çek Cumhuriyeti’nde mesai saatleri bizden biraz farklı olarak sabah 06.00-07.00 saatlerinde başlıyor ve öğleden sonra 15.00- 16.00 gibi sona eriyordu. Katılımcılar olarak her ikimize de ortak bir program hazırlanmıştı. Sabah mesai saatlerine de bağlı olarak 8.00, 8.30 ya da 9.00 gibi kuruluşlarda oluyorduk. Gittiğimiz kuruluşlar: Cinsel suçlular için hastanenin psikiyatri birimi, gözetim hizmeti ve mediasyonla ilgili kuruluş, sosyal hizmet ve eğitimi ile ilgili enformasyon için bir kuruluş, özürlü çocuklarla ilgili bir okul, problemli davranışa sahip çocukların eğitimi ve aile terapisine ilişkin bir merkez, aile ve çocuklara yönelik destek hizmetleri veren bir kuruluş, psikiyatrik rahatsızlığı olan kişilerin çalıştığı bir kafe (burada akşam yemeği yedik), koruyucu ailelere yönelik hizmet veren bir merkez, gözetim ve çocuk suçluluğu alanında çalışan bir merkez ve hastane. Beş günlük bir süre içinde oldukça yoğun bir programdı. Aslında buradaki programın bir hafta daha uzun olması Çek Cumhuriyeti’nin sistemini daha kapsamlı bir biçimde anlamayı sağlayabilirdi. Ancak yine de oldukça yararlı oldu. Son gün CIF Çek Cumhuriyeti başkanı ve bazı üyelerin katılımı ile bir değerlendirme toplantısı yapıldı ve değerlendirme formu dolduruldu. Akşam da hep beraber veda yemeği yendi. Sertifikalar verildi ve 19 Haziran 2005 sabahı Türkiye’ye dönüş için hareket ettim. Aileler Prag’da kaldığım aile genç bir çift idi (Jana –Mirec Travnickova). Evleri Prag’ın biraz dışındaydı (Roztoky’de) ve trenle gidip gelinebiliyordu. Aslında bu da benim için farklı bir deneyim oldu. Çünkü Roztoky Prag’dan sadece 15 belki 20 km. uzaklıkta olmasına karşın kullandığım biletler farklılaşıyordu. Jana ve eşiyle birlikte benzer olarak akşamları ülkelerimizin sosyal hizmet sisteminden bahsetme imkânı bulabiliyorduk. Değerlendirme Çek Cumhuriyeti’nin Avusturya ile kıyaslandığında çok daha fazla sosyal ve ekonomik sorunlara sahip bir ülke olduğu söylenebilir. Bürokratik yapı oldukça ağır işliyor ve bu da hizmetlerin zamanında verilmesini engelleyici olabiliyor. Çek Cumhuriyeti Avrupa birliğine girme sürecinde değişimlerini sürdürüyor. En büyük sorunlardan birisi evsizler ve işsizlik olarak görülüyor. Evsizler ve işsizler giderek artan bir grup olarak devam ediyor. Bir başka sorun ise (özelikle Prag’da) özellikle çocuk ve genç erkeklerdeki fuhuş. Bu sorunun varlığına ilişkin bir kuruluş personeline soru sorduğumda doğrulamadı ancak bu bilgiyi bazı SHU’lardan aldım. Şehrin belirli bölgelerinde geç saatlerde bu çocuk ve gençleri görebilmek mümkün. Ülkenin para değeri düşük ve ülke genelinde bizdekine benzer olarak dengesiz bir gelir dağılımı söz konusu. Ancak genel görünüm ve yaşam tarzına bakıldığında, bizden çok daha fazla sosyal soruna sahip oldukları söylenebilir. SHU’ların maaşları oldukça düşük. Örneğin kaldığım ailedeki SHU sadece 300 ile 350 Euro arasında bir ücret alıyor. Bu ücretlere göre de şehir oldukça pahalı. Kiralar çok yüksek ve insanlar çok zor şartlarda yaşıyorlar. 1989 sonrası geçişten sonra bu sürecin çok ağır olduğu ve şartların daha da zorlaştığı ifade ediliyor. Alınan ücretlerde liyakatin da pek dikkate alınmadığını söylemek mümkün. Ülkemizde henüz yer
almayan bazı kuruluşları burada da görebilmek mümkün. Mesela
mahkemelerde her iki taraf arasındaki uzlaşmayı sağlayacak mediasyon
sistemi var. Ancak henüz çocuk mahkemelerinin kurulmamış olması da
oldukça ilginç. Bu ülkedeki bir başka mesele, sosyal hizmet eğitiminin
daha yeni yeni gelişmeye başlamış olması. Bir kısım personel,
başlangıçta bu işi eğitim almadan yaparken, bugün artık eğitim almış
olma AB’nin de etkisiyle sosyal hizmet uzmanları açısından zorunluluk
haline gelmiş. Yaklaşık bir buçuk aylık bu programın ardından söyleyeceğim şey benim için bulunmaz bir deneyim olduğudur. “Yurt dışı görmek” dedikleri herhalde bir parça bu olsa gerek. Bir başka dünyayı gördüğünüzde ne kadar çok yapmak zorunda olduğunuz çalışma ve atılacak adımlar olduğunu fark ediyorsunuz. Farklı sorun alanları olsa da temelde benzer şeylerle mücadele ettiğinizi ve aslında oradaki meslek elemanlarıyla da ortak bir paydanız olduğunu görüyorsunuz. Her iki ülkedeki program oldukça iyiydi. Ancak Prag programı oldukça kısa sürdü ve oradaki bürokratik yapının da ağırlığı nedeniyle (izin alma konusunda) çok da fazla kendi alanımızla ilgili kurumlara gidemedik. Bir başka konu ise, günde en fazla iki kuruluş ziyaret edilmesine ilişkin. Üçüncü kuruluş çok fazla diye düşünüyorum. Çünkü bu durum hem zihnen hem de bedenen sizi yoruyor ve veriminizi olumsuz etkiliyor. Haftada en az iki farklı kültürel aktivite konmasının yararlı olduğunu düşünüyorum. Bu durumun katılımcıların motivasyonunu artıracağını düşüyorum. Ayrıca, kuruluşlara giderken bazen katılımcıları yalnız bırakmakta fayda var. Böylece katılımcılar da kendi aralarında bir ilişki geliştirme olanağı bulabilir. Bu program ve yurt dışı deneyimi benim için ilkti. Bu deneyimi CIF gibi her adımın planla atıldığı bir örgüt ile yaşamak gerçekten çok yararlı ve doyurucu oldu. Bu anlamda emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler. Umarım bundan böyle benim de CIF Turkey’e ve bu deneyimi yaşayacak olanlar arkadaşlarıma bir katkım olur. Saygılarımla KAYNAKÇA Viyana Ticaret Müşavirliği. Avusturya Ülke Profili. Nisan 2005. (www.dtm.gov.tr/pazaragiris/ ulkeler/avu/avu-rap-dig-yi5.doc).
http://tr.wikipedia.org/wiki (www.mzv.cz/wwwo)Çek Cumhuriyeti Başkonsolosluğu, İstanbul, istanbul@embassy.mzv.cz, 8.7.2005) http://www.atilimfuar.com, (8.7.2005) ![]() |
|
Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Genel Merkezi © Tüm hakları Sosyal Hizmet Uzmanları Derneğine aittir. |