|
|
|
|
|
Son dönem gerçekleştirilmeye çalışılan mevzuata ilişkin düzenlemelerin, sosyal devletin temel işlevlerinden olan sosyal koruma alanında, bütünsel bir yaklaşımdan uzak olunduğu görülmektedir. Birçok düzenleme bütüncül bir anlayıştan uzak bir biçimde ele alınmakta; bu yüzden de çelişkiler ortaya çıkmaktadır. Kanunun kapsamında, çocuk mahkemelerinin kuruluş, görev ve yetkilerine ilişkin hükümler ile özel korunma ihtiyacı olan çocuklar hakkında alınacak tedbirler/ suça sürüklenen çocuklar hakkında uygulanacak güvenlik tedbirleri bir arada düzenlenmiş. Düzenlemenin bütününe bakıldığında asıl düzenleme nedeninin çocuk mahkemelerinin kuruluş, görev ve yetkilerine ilişkin hükümler olduğu çocukları koruma amacının bu düzenlemeye “zorlama” ile eklendiği izlenimi edinilmektedir. 2828 sayılı Yasa ile düzenlenen konuların bu düzenleme içine alınmak istendiği anlaşılmakta; ancak 2828’in yeniden nasıl ele alınacağı bilinmemektedir. Buna karşılık SHÇEK’in bir kurum olarak varlığına atıf yapılmaktadır. Öte yandan Kamu Yönetimi Temel Kanunu ile SHÇEK’in işlevlerinin il özel idarelerine ve belediyelere devredildiği gözlenmektedir. “Özel korunma ihtiyacı olan veya suça sürüklenen çocukların korunması, haklarının ve esenliklerinin güvence altına alınması” geniş ve bir o kadar da belirsizlik içeren bir amaç olarak dikkat çekmektedir. Düzenlemenin bütününe bakıldığında çocukların bir bütün olarak haklarının ve esenliklerinin güvence altına alınmasını olanaklı kılacak bir kapsamın olmadığı anlaşılacaktır. Tanımlarda yer alan “özel korunma ihtiyacı olan çocuk”, 2828’deki korunmaya muhtaç çocuk tanımı yerine önerilmektedir. (Bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişimi ile kişisel güvenliği tehlikede olan, ihmal veya istismar edilen ya da suç mağduru çocuk) 2828 sayılı yasanın kmç tanımındaki yetersizliklerin ve sorunların yeterince irdelenmediği anlaşılmaktadır. Asıl sorun tanımın kapsamına giren çocukları kimin belirleyeceğidir. 2828’de olduğu gibi mahkeme kararı mı gerekecektir? O takdirde gerek eski tanımın gerekse bu tanımın pratik bir yararı olmamaktadır. Özel korunma ihtiyacı olan çocuğun/korunmaya muhtaç çocuğun belirlenmesi ve değerlendirmesi bilimsel-mesleki ölçülerle yapılmalı ve bu konuda da yetişmiş profesyonel meslek elemanları (SHU) yetkili olmalıdır. Mahkeme kararı yalnızca belirli tedbir kararlarının uygulanmasında gerekebilir. Hangi tedbir kararlarının mahkeme kararı gerektireceği konusu tartışılmalıdır. Tanımlarda yer alan kurum, “bu Kanun kapsamındaki çocuğun bakılıp gözetildiği, hakkında verilen tedbir kararlarının yerine getirildiği kurumları” diye tanımlanmış olmakla birlikte Tasarının ilerleyen bölümlerinde bu kurumların nelerden ibaret ya da ne tür kurumlar oldukları bir türlü anlaşılamıyor.?????? Düzenlemede yer alan en sakıncalı kavram sosyal çalışma görevlisi kavramıdır. Burada yer alan tanıma göre sosyal çalışma görevlisi “Pedagoji psikoloji, sosyal hizmet ve çocuk gelişimi ve eğitimi alanlarıyla ihtiyaç duyulan diğer alanlardaki meslek mensuplarını” ifade etmektedir. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki bu tanımda ve her ne hikmetse Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan diğer yasalarda yer alan Pedagoji(-pedogog) mesleğinin ve eğitiminin Türk üniversiter sistemdeki karşılığı nedir, anlaşılamamaktadır. Pedegog olarak yetişmiş ve bu adla alanda çalışan kimse olmadığı halde büyük bir olasılıkla adı çeviri olan bu mesleğin ısrarla kadrolarda gösterilmesinin nedeni anlaşılamamaktadır. Bu tanımdaki asıl sorun sosyal çalışmanın (social work=sosyal hizmet) sosyal çalışmacılar (sosyal hizmet uzmanları) yerine sosyal çalışma görevlileri (Pedagoji psikoloji, sosyal hizmet ve çocuk gelişimi ve eğitimi alanlarıyla ihtiyaç duyulan diğer alanlardaki meslek mensupları) tarafından yerine getirileceğinin belirtilmiş olmasıdır. Bu anlayış, 100 yıldan fazla bir zamandır dünyanın her yerinde (o arada ülkemizde de 1961 yılından beri) bir meslek ve disiplin olarak kabul edilmiş olan sosyal çalışmayı (sosyal hizmeti), birbirinden farklı bilgi ve beceri donanımına sahip meslek ve disiplinlerden herkes tarafından yerine getirilebilir olarak değerlendirilmiş olduğunu göstermektedir. Yasa tasarısının ilerleyen bölümlerinde yer alan, konu ile ilgili düzenlemeler (md.32, 33, 34, 35 vb.) de göstermektedir ki çocuk koruma sürecinde mesleki işlevler salt sosyal çalışmanın (sosyal hizmetin) işlevlerine indirgenmiş buna karşılık bu işlevlerin de birbirinden farklı meslek ve disiplinlerce yerine getirilmesi öngörülmüştür. Sosyal çalışma işlevleri itibariyle korunurken bu işlevleri yerine getirecek meslek elemanlarının uzmanlık gerektiren bilgi ve becerileri yok sayılmış; buna karşılık çocuk koruma sürecinde işlevsel olabilecek diğer meslekler ise işlevleri itibariyle de yok sayılmıştır. Temel ilkeler başlığı altında md.4/j fıkrasında yer alan tedbir kararlarının verilmesinde ve uygulanmasında “toplumsal sorumluluğun paylaşılması”nda söz edilmektedir. Bunun ne anlama geldiği, anlaşılamamıştır. Toplumsal sorumluluk kimler arasında paylaşılacaktır? Yine aynı başlık altında yer alan “çocuklar hakkında yürütülen işlemlerde, yargılama ve kararların yerine getirilmesinde kimliğinin başkaları tarafından belirlenememesine yönelik önlemler”in (md.5/ı) gerekçesi ile birlikte daha açık ifade edilmesi gerekir. Koruyucu ve destekleyici tedbirlerin öngörüldüğü İkinci Bölüm, , Madde 5- (b)’de eğitim önleminin çok dar anlamda ve yetersiz yorumlandığı görülmektedir. Örneğin temel eğitim çağındaki çocukların kamuya ya da özel sektöre ait işyerlerine yerleştirilmesi nasıl olacaktır? Madde 5- (1/c)’de yer alan bakım tedbiri, açıklanırken çocuğun bakımından sorumlu olan kimsenin herhangi bir nedenle görevini yerine getirememesi hâlinden söz edilmektedir. Sözü edilen görev hangi görevdir? Bu ifade uygulamada ciddi belirsizliklere yol açacak durumdadır. Devamında çocuğun resmî veya özel bakım yurdu ya da koruyucu aile hizmetlerinden yararlandırılması veya bu kurumlara yerleştirilmesinden söz edilmektedir. Bu çocuklar haklarında korunma kararı alınan çocuklarsa özel bakım yurduna nasıl yerleştirilecektir? Madde 5- (1/e)’de barınma tedbiri, barınma yeri olmayan çocuklu kimselere veya hayatı tehlikede olan hamile kadınlara uygun barınma yeri sağlamayı amaçlamaktadır. Çocuk koruma yasasında yetişkinlerle ilgili bir düzenlemeye neden gerek vardır? Geçici barınma tedbiri neden yalnız çocuklar için alınmıyor? Örneğin evden kaçan ve geçici barınma sırasında yapılacak sosyal hizmetlerle (çalışmalarla) evine döndürülmesi olanaklı çocuklar bu tedbirden yararlanamazlar mı? Gizlilik konusu (md.5/ı)’da da ele alınmıştı. Madde (5/2)’de bu kez yetişkinler için tekrarlanmaktadır. Tek bir yerde düzenlenmesi daha yerinde olmaz mı? Md.5/3’te “tehlike altında bulunmadığının tespiti ya da tehlike altında bulunmakla birlikte, veli veya vasisinin ya da bakım ve gözetiminden sorumlu kimsenin desteklenmesi suretiyle, tehlikenin bertaraf edileceğinin anlaşılması” deniyor. Bunu kim anlayacaktır, inceleme ve değerlendirmeyi kim yapacaktır? Belli değil. Ayrıca yaşamı tehlikede olan yalnızca çocuklar mıdır? Örneği yukarda sözü edilen “çocuklu kimselere veya hayatı tehlikede olan hamile kadınlar”ın da hayatı tehlikede olamaz mı? Kuruma başvuru (Madde 6/1) ile ilgili olarak “Adlî ve idarî merciler, kolluk görevlileri, sağlık ve eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, özel korunma ihtiyacı olan çocuğu Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna bildirmekle yükümlüdür. Çocuk ile çocuğun bakımından sorumlu kimseler çocuğun korunma altına alınması amacıyla Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna başvurabilir” deniyor. Bireylerin sorumluluğu yok mu? Medyaya yansıyan olaylar ihbar sayılmayacak mı? SHÇEK yalnızca kendisine bildirilen vakalara mı bakacak? Her ne yolla olursa olsun SHÇEK haberdar olduğu vakalar hakkında harekete geçmek zorunda değil mi? Nitekim 2.fıkrada “Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu kendisine bildirilen olaylarla ilgili (yalnızca kendisine bildirilen olaylarla ilgili mi?)olarak gerekli araştırmayı derhal yapar” denmektedir.Koruyucu ve destekleyici tedbir kararı alınması ile ilgili düzenlemeler arasında (Madde 7/4) “Hâkim, hakkında koruyucu ve destekleyici tedbire karar verdiği çocuğun denetim altına alınmasına da karar verebilir” deniyor. Denetim altına almak bir tedbir ise tedbirlerle ilgili bölümde tanımlanmış değil. Çocuğun gelişimini göz önünde bulundurarak koruyucu ve destekleyici tedbirin kaldırılmasına veya değiştirilmesine hakim neye dayanarak karar verecek? Burada çıkış yolunun hakim değil mesleki çalışma olması gerekir. (md. 7/5) Mahkeme, özel korunma ihtiyacı olan çocuk hakkında, koruyucu ve destekleyici tedbir kararının yanında, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre, velayet, vesayet, kayyım, nafaka ve kişisel ilişki kurulması hususlarında da karar vermeye yetkilidir (7/7). Bu kararları alma yetkisi aile mahkemelerinde değil mi? Tedbirlerde yetki Madde 8- (1) “Özel koruma ihtiyacı olan çocuklar hakkında koruyucu ve destekleyici tedbirler, çocuğun menfaatleri bakımından ailesinin veya birlikte yaşadığı kimselerin bulunduğu yerdeki çocuk hâkimince alınır” düzenlemesi (Md.7.5’teki düzenleme ile çelişkili değil mi? Çocuk aileden ve diğer bakmakla yükümlü kimselerden uzaksa ya da bunlar tespit edilemiyorsa ne olacak? Madde 8- (2) ‘de tedbir kararlarının uygulanmasının, kararı veren hakim veya mahkemece en geç üçer aylık sürelerle incelettirileceği belirtiliyor, tüm bu uygulamaların yoğun bir “adli bürokrasiye” yol açma olasılığı çok yüksek. Md. 8/3’te yer alan düzenleme, md.7.5’teki ile hem çelişkili hem de tekrar var gibi Acil korunma kararı alınması başlığı altında düzenlenen (Madde 9/1) “korunma kararı” madde 5’ten farklı bir durum mu? Daha açıkça söylenirse, md. 5’te hakkında tedbir kararı (bakım, barınma, eğitim, sağlık vb) alınan çocuk korunma altına alınmış sayılacak mıdır?) Md/ 9/2’de çocuk için en fazla 30 gün için acil koruma kararı verilebileceği, bu süre içinde kurumca yapılacak sosyal inceleme sonucunda (her halde sosyal hizmet uzmanı=sosyal çalışmacı tarafından yapılacak denmek isteniyor) tedbir kararı alınmasının gerekmediği sonucuna varılırsa bu yöndeki görüşün ve sağlanacak hizmetlerin hâkime bildirileceği ifade ediliyor. Oysa bu çocuklar için en başta geçici barınma tedbiri uygulansa ve tüm bu işlemler öyle yapılsa belirtilen dolaylı ve karışık işlere gerek kalmazdı. Md. 9/3’te “kurum, çocuk hakkında tedbir kararı alınması gerektiği sonucuna varırsa, hâkimden koruyucu ve destekleyici tedbir kararı verilmesini talep eder” deniyor. Koruyucu ve destekleyici tedbir kararı, acil korunma kararından daha ileri bir koruma düzeyi mi öngörüyor acaba? Acilen alınan korunma kararı da bir tür koruyucu ve destekleyici tedbir kararı değil midir? Madde 10/1’de bakım ve barınma kararlarının yerine getirilmesini öngören düzenleme halen var olan Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun gerçekleriyle bağdaşmıyor. Şöyle ki kendisine intikal eden olaylarda acil bakımı gerektiren durumlar ile diğer bakımı gerektiren durumda gerekli önlemler derhal alınarak çocuğun, resmî veya özel kuruluşlara yerleştirileceği söyleniyor ki ülkemizde haklarında korunma kararı alınan çocukların yerleştirilebileceği özel kuruluşlar yoktur ve mevcut yasal düzenlemelere göre olması da olanaklı değildir. Sosyal incelemeyle sınırlandırılan meslek elemanlarının görevleri (örneğin tedbir kararının verilmesinde çocuk hakkında sosyal inceleme raporu düzenlenmesi) bir zorunluluk değil sadece hakimin isteğine/keyfiyete bırakılmış durumdadır (md.13/2). Benzer bir yaklaşım “çocuğun ifadesinin alınması veya çocuk hakkındaki diğer işlemler sırasında, çocuğun yanında sosyal çalışma görevlisi bulundurulabilir (Madde 15/2), Madde 22- (1) Çocuk, velisi, vasisi, mahkemece görevlendirilmiş sosyal çalışma görevlisi, çocuğun bakımını üstlenen aile ve kurumda bakılıyorsa kurumun temsilcisi duruşmada hazır bulunabilir hükümlerinde de vardır. Madde 15/3 md.7.1’in tekrarı gibi. Cumhuriyet savcısı soruşturma sırasında gerekli görüldüğünde çocuk hakkında koruyucu ve destekleyici tedbirlerin uygulanmasını çocuk hâkiminden isteyebilir. Çocuğun nakli sırasında (Madde 18/1) çocuklara zincir, kelepçe ve benzeri aletler takılamayacağı söylendikten sonra; zorunlu hâllerde çocuğun kaçmasını, kendisinin veya başkalarının hayat veya beden bütünlükleri bakımından doğabilecek tehlikeleri önlemek için kolluk tarafından gerekli önlemlerin alınacağı söylenmiş. Burada sözü edilen “gerekli önlemler” zincir, kelepçe ve benzeri aletleri içeriyor mu? Eğer öyle ise burada gösterilen istisnanın uygulamada genel uygulama haline gelme riski düşünülmüş mü? İKİNCİ BÖLÜM Cumhuriyet Savcılığı ve Kolluk Cumhuriyet savcılığı çocuk bürosu Madde 29- (1) Cumhuriyet başsavcılıklarında oluşturulacak çocuk bürosunda görevlendirilecek Cumhuriyet savcılarının, “çocuklar hakkında tedbir alınması gereken durumlarda, gecikmeksizin tedbir alınmasını sağlamak” görevi hakimin görevi değil midir? Tedbir alınmasını talep etmek daha doğru bir ifade olmaz mı? (md. 29-30) Madde 31- (1) Çocuklarla ilgili kolluk görevi, öncelikle kolluğun çocuk birimleri tarafından yerine getirilir. (2) Kolluğun çocuk birimi, özel korunma ihtiyacı olan veya suça sürüklenen çocuklar hakkında işleme başlandığında durumu, çocuğun veli veya vasisine veya çocuğun bakımını üstlenen kimseye, baroya ve Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna, çocuk resmî bir kurumda kalıyorsa (Ya özel bir kurumda kalıyorsa? Çünkü bu mümkün hale getirilmiş) ayrıca kurum temsilcisine bildirir. Ancak, çocuğu suça azmettiren veya istismar eden yakınlarına bilgi verilmez. Görevlilerin eğitimleri Madde 32- (1) Mahkemelerde görevlendirilecek hâkimler ve Cumhuriyet savcıları ile sosyal çalışma görevlilerine ve denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğünde görevli denetim görevlilerine, adaylık dönemlerinde Adalet Bakanlığınca belirlenen esaslara uygun, çocuk hukuku, sosyal hizmet, çocuk gelişimi ve psikolojisi gibi konularda eğitim verilir. (2) Mahkemelere atananların, görevleri süresince, alanlarında uzmanlaşmalarını (psikologun alanı psikoloji mi, yoksa sosyal çalıma görevlisi olduğu için sosyal çalışma mı) sağlama ve kendilerini geliştirmelerine yönelik hizmet içi eğitim almaları sağlanır. (3) Hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimin usul ve esasları yönetmelikle belirlenir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Sosyal İnceleme Sosyal çalışma görevlileri Madde 33- (1) Adalet Bakanlığınca mahkemelere, en az lisans öğrenimi görmüş olanlar arasından yeterli sayıda sosyal çalışma görevlisi atanır. Atamada; çocuk ve aile sorunları ile çocuk hukuku ve çocuk suçluluğunun önlenmesi alanlarında lisansüstü eğitim yapmış olanlar (Bu alanlarda lisansüstü eğitim var mı; kim açacak?) tercih edilir. (2) Bu görevlilerin bulunmaması, görevin bunlar tarafından yapılmasında fiili veya hukukî bir engel bulunması ya da başka bir uzmanlık dalına ihtiyaç duyulması gibi durumlarda, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlar ile serbest meslek icra eden birinci fıkrada öngörülen nitelikleri haiz kimseler de sosyal çalışma görevlisi olarak görevlendirilebilirler. (3) Hakkında sosyal inceleme yapılacak çocuğun, incelemeye tâbi tutulacak çevresi mahkemenin yetki alanı dışında ise, davayı gören mahkemenin talimatına bağlı olarak çocuğun bulunduğu yerdeki mahkemece inceleme yaptırılır. Büyükşehir belediye sınırları içinde kalan yerlerde bu inceleme, davayı gören mahkemeye bağlı olarak çalışan sosyal çalışma görevlilerince yapılabilir.
Sosyal çalışma görevlilerinin görevleri Madde 34 - (1) Sosyal çalışma görevlilerinin görevi; a) Görevlendirildikleri çocuk hakkında derhâl sosyal inceleme yapmak ve hazırladıkları raporları kendilerini görevlendiren mercie sunmak, b) Suça sürüklenen çocuğun ifadesine başvurulduğu durumlarda yanında bulunarak, uzman bilgisine ihtiyaç duyulan konularda Cumhuriyet savcısına, mahkemeye veya çocuk hâkimine bilgi vermek, c) Bu Kanun kapsamında mahkemeler ve çocuk hâkimleri tarafından verilen diğer görevleri (bunların eğitimlerine ve görevlerine uygun olması zorunluluğu yok mu) yerine getirmektir. (2) İlgililer, sosyal çalışma görevlilerinin çalışmaları sırasında, kendilerine yardımcı olmak ve çocuk hakkında istenen bilgileri vermek zorundadır. (3) Sosyal çalışma görevlilerinin, görevleri sırasında yaptıkları ve hâkim tarafından takdir edilen masrafları Cumhuriyet başsavcılığının suçüstü ödeneğinden ödenir. Sosyal inceleme Madde 35– (1) Bu Kanun kapsamındaki çocuklar hakkında mahkemeler, çocuk hâkimleri veya Cumhuriyet savcılarınca gerektiğinde çocuğun bireysel özelliklerini ve sosyal çevresini gösteren inceleme yaptırılır. (2) Derhal tedbir alınmasını gerektiren durumlarda sosyal inceleme daha sonra da yaptırılabilir. (3) Mahkeme veya çocuk hâkimi tarafından çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmaması halinde, gerekçesi kararda gösterilir. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Denetim Denetim görevlisinin görevlendirilmesi Madde 37- (1) Denetim altına alınan çocukla ilgili olarak denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğü tarafından bir denetim görevlisi (Bu görevlide aranan hiçbir özellik yok mu, yani bir formasyon gerektirmez mi? Kamu görevlisi mi olacak? Yoksa serbest çalışan olabilir mi?) görevlendirilir. (2) Görevlendirme sırasında çocuğun kişisel özellik ve ihtiyaçları dikkate alınır ve çocuğa kolay ulaşabilecek olanlar tercih edilir. Denetim görevlisinin görevleri Madde 38- (1) Denetim görevlisinin görevleri şunlardır: a) Kararla ulaşılmak istenen amacın gerçekleşmesi için, çocuğun eğitim, aile, kurum, iş ve sosyal çevreye uyumunu güçlendirmek üzere onu desteklemek, yardımcı olmak, gerektiğinde önerilerde bulunmak, b) Çocuğa eğitim, iş, destek alabileceği kurumlar, hakları ve haklarını kullanma konularında rehberlik etmek, c) İhtiyaç duyacağı hizmetlerden yararlanmasında çocuğa yardımcı olmak, d) Kaldığı yerleri ve ilişki kurduğu kişileri ziyaret ederek çocuğun içinde yaşadığı şartları, ailesi ve çevresiyle ilişkilerini, eğitim ve iş durumunu, boş zamanlarını değerlendirme faaliyetlerini yerinde incelemek, e) Alınan kararın uygulanmasını, bu uygulamanın sonuçlarını ve çocuk üzerindeki etkilerini izlemek, tâbi tutulduğu yükümlülüklerin yerine getirilmesini denetlemek, f) Çocuğun gelişimi hakkında, üçer aylık sürelerle Cumhuriyet savcısı veya mahkemeye rapor vermek. (2) Denetim görevlisi, görevini yerine getirirken gerektiğinde çocuğun ana ve babası, vasisi, bakım ve gözetiminden sorumlu kimse ve öğretmenleriyle işbirliği yapar. (3) Çocuğun ana ve babası, vasisi, bakım ve gözetiminden sorumlu kimse çocuğun devam ettiği okul, işyeri veya çocukla ilgili bilgiye sahip kurumların yetkilileri, denetim görevlisine yardımcı olmak, görevi gereğince istediği bilgileri vermek zorundadırlar. (4) Çocuğun yakınları denetim görevlisinin yetkilerine müdahale edemezler. (Tüm bunlar SHU’nun görevleri olduğu halde kim oldukları, yeterlikleri belli olmayan denetim görevlilerine verilmiş. Sos. Çal. Görevleri de salt sosyal inceleme ile sınırlandırılmış ve o da keyfiyete bırakılmış.) Denetim planı ve raporu Madde 39- (1) Çocuğa uygulanacak denetimin yöntemi, denetim görevlisince, sosyal incelemeyi yapan uzman (?????) veya mahkeme nezdindeki sosyal çalışma görevlisi ile birlikte, görevlendirmeyi takip eden on gün içinde hazırlanacak bir planla belirlenir. (2) Denetim planı hazırlanırken; a) Çocuk hakkında alınan tedbirin amacı, niteliği ve süresi, b) Çocuğun ihtiyaçları, c) Çocuğun içinde bulunduğu tehlike hâlinin ciddiyeti, d) Çocuğun ana ve babası, vasisi, bakım ve gözetiminden sorumlu kimse tarafından çocuğa verilen desteğin derecesi, e) Suça sürüklenmesi sebebiyle tedbir alınmış ise suç teşkil eden fiilin mahiyeti, f) Çocuğun görüşü, dikkate alınır. (3) Denetim planı, mahkeme veya çocuk hâkimince onaylandıktan sonra derhal uygulanır. Denetim görevlisi, kararın uygulama biçimi, çocuk üzerindeki etkileri ile çocuğun ana ve babası, vasisi, bakım ve gözetiminden sorumlu kimselerin veya kurumların çocuğa karşı sorumluluklarını gereğince yerine getirip getirmedikleri, kararın değiştirilmesini gerektirir bir durum olup olmadığı ve istenen diğer hususlarda her ay, ayrıca talep hâlinde mahkeme veya çocuk hâkimine rapor verir. Denetimin sona ermesi Madde 40- (1) Denetim, kararda öngörülen sürenin dolmasıyla sona erer. Tedbirden beklenen yararın elde edilmesi hâlinde denetim, sürenin dolmasından önce de kaldırılabilir. (2) Denetim, çocuğun başka bir suçtan dolayı tutuklanması veya cezasının yerine getirilmesine başlanmakla sona erer. Sosyal inceleme ve denetim raporları hakkında bilgi edinme Madde 41- (1) Sosyal inceleme raporu ile denetim planı ve raporunun birer örneğini çocuğun avukatı ve yasal temsilcisi mahkemeden veya çocuk hâkiminden alabilir. Çocuğa raporun içeriği hakkında bilgi verilir. (2) Ancak, çocuk ve avukatı hariç olmak üzere birinci fıkrada gösterilen kişilerin sosyal inceleme raporu ile denetim planı ve raporu hakkında bilgi sahibi olmasının çocuğun yararına aykırı olduğuna kanaat getirilirse, bunların incelenmesi kısmen veya tamamen yasaklanabilir. ALTINCI KISIM Çeşitli Hükümler Uygulanacak hükümler Madde 42- (1) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümleri uygulanır. (2) Denetim konusunda bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde, Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanunu hükümleri uygulanır. (Bu kanun çıkmış mı? Çıkmadıysa çıkması nasıl garanti edilebilir?) Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Genel Merkezi ![]() |
|
Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Genel Merkezi © Tüm hakları Sosyal Hizmet Uzmanları Derneğine aittir. |