MENÜ

 Ana Sayfa
 Duyurularımız
 Basın Açıklamalarımız 
 Faaliyetlerimiz
 Bültenlerimiz  Görüşlerimiz
 


ŞUBELERİMİZ

Marmara Bölgemizi
 Ege Bölgemiz
 İç Anadolu Bölgesi
 Akdeniz  Bölgesi
 Karadeniz Bölgesi  Güney / Doğu Anadolu Bölgesi
 


İNTER-AKTİF

İletişim
Derneğimize Üyelik
Forum
Yayınlarımız
İnsan Kaynaklarımız Kitap


 



MAİL GRUBUMUZA KATIL

 

                                   ENGLISH

Google
Web www.shudernegi.org


                

Hakemli Dergi

           
 


Kitap eğitmen,
Psikolog,
Sosyal Hizmet Uzmanı,
 Doktorlar,
 Anne/Babalar
için hazırlanmıştır.
  

“Taşkınlık, canlılık, algı ve sezgi süratlenmesi gençlerin dikkati çeken özellikleri. Değişime yatkınlıkları, geleceğe açıklıklarıyla toplumun gelişmesinde katkıları büyük. Bu zenginlikleri bizler için için kıskanır, o coşkuyu yaşamış kişiler olarak gençlik yıllarımızın özlemini çekeriz. Ama içimizde özlemini çektiğimiz, sürmesini dilediğimiz, yitimlerine yaslandığımız, sessizce kıskandığımız bu özellikler gençlerin ilişkilerini her zaman olumlu etkilemiyor. Çünkü coşku, taşkınlık, canlılık ve çabukluk yanlış yorum, yanılgı ve yanılsamaların da nedenidir. Ergen bilinen acelesiyle kişileri araştırmadan yüceltiyor, aynı aceleyle onları değersizleştiriyor.

      Biliş ve devinim alanlarını da kapsayan süratlenme, artmış dürtüsel gereksinimler, çağrışım zenginliği, duygu yoğunluğu, romantik düşünceler, düşle gerçek arasındaki dalgalanmalar gençlerin ortak özellikleri.Bu ilginç, ilginç olduğu kadar da çekici özelliklere yeniden alevlenen ödipal ve preödipal sorunlar, şiddetlenen özsevisel gereksinimler, meslek seçimi ve karşı

cinsle ilişkilerin kurulması eklenir.Ergen bir yandan  dönemine ilişkin sorunlar yumağı içinde bocalarken diğer yandan kimliğini bulma çabası içindedir.

 Başvuru: Tlf:0(232) 420 17 19 E.meil
halimeodagvakfi@hotmail.com
 Ederi :25 YTL.



YAŞAMLA BÜTÜNLEŞEN BİR MESLEĞİN ÖYKÜSÜ

SEMA KUT & SOSYAL HİZMET

Nehir söyleşi
ŞADİYE DÖNÜMCÜ
( Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Genel Merkezi Yayını, Ankara, 2004

Sevgileri Boşaltılmış Evler
“Göç Öyküleri, Söyleşileri ve İncelemeleri”
Yazar: Bülent KAYA

Bülent Kaya: 1968 Kula doğumlu. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Bölümü mezunu. Erzincan Devlet Hastanesi, İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü, Kız Yetiştirme Yurdunda sosyal hizmet uzmanı olarak görev yaptıktan sonra memleketi Kula’ya dönerek Devlet Hastanesinde sosyal hizmet uzmanı olarak görev yapmış,Şu an ise (2000) Konya Numune Hastanesinde görev yapmakta.
             Kulu da görev yaptığı sürede Kulu Belediyesinin Avrupa Birliği ile yapmış olduğu “Göç Olgusu” projesinde gönüllü olarak görev yapan Kaya projede yer alan; İngiltere, İsveç ve Danimarka’da yerel yönetimlerin, yabancılara yönelik projelerini ve çalışmalarını yerinde incelemiştir.  Özellikle göçün gençler ve kadınlar üzerindeki sosyal ve psikolojik etkileri konusunda araştırmalarda bulunmuştur.

 
Kitap Tanıtımı:

 “İyi paralar kazandık ama, insanlığımızdan da olduk”

 Göçe katılan birinci kuşaktan insanların sık sık  dile getirdiği serzenişi için göç eden insanların farklı kültürler içindeki zorlanışları ve kendilerinden verdikleri ödündür deniyor önsözde. 

            Kitapta yer alan göç öyküleri , söyleşi ve incelemelerde bu zorlanış ve verilen ödünleri çarpıcı bir biçimde yakalamak mümkün. 

            Kitap; ülkemizin 1960 lı yıllarda karşılaştığı göç olgusunu irdeliyor. Özelde 1963 yılına kadar göç olgusunu yaşamamışı Anadolu’nun şirin yerleşim yeri Kulu’nun göç olgusuna çeşitli yönlerden bakışının öyküsünü anlatıyor. 

            Öykü ve söyleşilerle süslenmiş araştırma ve inceleme niteliğindeki kitap, sorunu ele alış ve irdeleyişe değişik bir biçim kazandırmış Bu özelliği nedeniyle araştırma ve inceleme kitabından öte özellikler içeriyor. Bu özelliği kitabı daha rahat okunur ve çekici kılmakta.  

            Kitap göç olgusunu psikolojik ve sosyal açıdan inceliyor. Ekonomik getiriler yanında psiko-sosyal sorunlarla dolu yaşamlardan getirilmiş örnekler göç sonu ödenen bedelin ağırlığını sergiler nitelikte. Kitap yaşama dair öyküler ve söyleşilerle birlikte; göçün nedenleri ve tarihçesi, göç öncesi ve sonrasında aile üyelerinin psiko-sosyal yapısı, yurt dışında yaşayan insanlarımızın ekonomik ve psikolojik sorunlarını ele alışı açısından ilginç sayılabilir.


Dağlar Oğlumdur
Ankara Şiirleri
Yazar: Cengiz Kaplan

 

Cengiz Kaplan: Yaşamım kimliğimdir diyor Cengiz Kaplan. Başka söze gerek var mı?

 Kitap Tanıtımı:

Dağlar Oğlumdur, Cengiz Kaplan’ın, üçüncü şiir kitabı. Kitap, aynı zamanda bir kent güzellemesi niteliği taşıyor. Ankara güzellemesi…

Cengiz Kaplan, yalın, duru ve gür bir sesle yazıyor şiirlerini. “Yaşamım kimliğimdir” diyen şairin dizeleri de bu sözü doğruluyor. Yaşam dizelere, dizeler yaşama karışıyor:

“üstüme üstüme gelme ankara / itine puştuna sahip ol / adresim belli”

Kaplan, okuru da tutup kent sokaklarına çıkarıyor. Biraz da 1980’li yılların sokakları bunlar. O yılların anıları, izleri savruluyor dizeler arasında. O yıllara damgasını vurmuş şairler de bu kent panoraması içinde alıyor yerlerini… Akif Kurtuluş, Salih Bolat, Mehmet Mahzun Doğan, Ergül Çetin v.b.

“ankara’da aşka küsülmez” diyen Kaplan’ın kitabı, sevgiyle bir merhaba dercesine, “sofranda yer var mı? / karanfil olmaya geldim” diye bitiyor. (www.penceredergisi.com/pervaz/p12_kaplan.asp     den alınmıştır.)

  Kaplanın Ankara şiirleri ile kaldırımlarda dolaşıyorsunuz yaşama damgasını vuran toplumsal olaylar ve olgularla birlikte. Kendinizden birilerini bulabilme şansınız var mısralarda. Ya da yaşanmışlara dair birkaç cümle.

Sanal Bir Gezi

“ Engelli Yaşamak Zor ! ”
 Yazar: Ufuk
Akgün

Ufuk Akgün: 1957 Elazığ doğumlu. 1982 yılında H.Ü. Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesi Sosyal Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bölümü’nden mezun oldu. 1985-1991 yılları arasında Düzce Yetiştirme Yurdu Müdürlüğü’nde 1991-1997 yılları arasında SH ve ÇEK Genel Müdürlüğü Sakatların ve Felçlilerin Rehabilitasyonu Dairesi Başkanlığı’nda sosyal çalışmacı olarak görev yaptı. Halen Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı’nda şube müdürü olarak çalışmakta.

 

Kitap Tanıtımı:

Kitabın adı böyle, alt başlığı ise, “Engelli yaşamak zor!” Kitapta, çok kolay okunan ve içinden büyük dersler çıkarılması gereken, akıcı bir dille yazılmış 17 hikaye var.

Ufuk Akgün önsözünün bir bölümünde; mimari engeller nedeniyle sokağa çıkabilme şansı olmayan bir sakata: “Yarattığımız engeller için özür diliyoruz sayın yürüme engelli arkadaş! demekle ne kadar yardımcı olacağınızı düşünüyorsunuz” diye soruyor. (www.tesyev.org/index.php?cmd=show&id=15&yaziid=104 den alınmıştır.) 

Kitaba ismini veren “sanal bir gezi” öyküsünde ortopedik engelli bir bireyin toplumsal yaşama katılım çabalarında mimari ve toplumsal engeller nedeniyle yaşadığı güçlükler kara mizah işlenmiş. Yaşanan güçlüklerin alaylı yaklaşımla anlatıldığı öykü anlamlı mesajlar içeriyor. Diğer öykülerde de özürlü bireylerin yaşamındaki güçlükler, aile ve çevre ilişkileri, aşkları, toplumun duyarsızlığına ilişkin yaklaşımlar irdelenmiş.

      

          Ne Gün Batsın                      Anısı Beyaz             Suya Düşen Yüzün                                

 Yazar: Aziz Şeker

Aziz Şeker: 1976 İstanbul da doğdu. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Bölümünü bitirdi. Ulukışla da köy köy gezdi. Antep’de sokak çocuklarıyla çalıştı. İzmit’te hayatı tanıdı, en çok da Haydarpaşa’dan Van’a tren yolculuklarını sevdi... Sarıkamış’ta askerlik yaptı, Sinop’ta çalışıyor. 

Kitap Tanıtımı:

Susya Düşen Yüzün: SES Sanat ve Kültür Ödülleri  Yarışması sonuçlarına göre: ”Suya Düşen Yüzün” isimli kitabı ile Aziz Şeker Özendirme ödülünü kazanmıştır.      (www.ses.org.tr/haberler/sanat.htm  den alınmıştır.)

“Yalnızlığı değil seni seviyorum / Beyaz bir gül gibi bakan gözlerini / Uyumuyorsun kalbimin üstünde / Akşam çiçeklerinde ellerin geziniyor / Bir nehre düşüyor yüzün / Akıp gidiyorsun...”  dizelerinde olduğu gibi şiirlerin tümünde; doğayı ve aşkı, Anadolu ve sevdayı  birlikte bulmanız mümkün. Her mısrada şairle yolculuklara çıkıp, aşka, sevdaya ve hasrete dair yolculuklara katılabilirsiniz.  

Anısı Beyaz:

“dile gelir mavisi aşkın

tutuşur kül kalır aşktan geriye

kimi yalanlara sarılmadan

bir aşk bir ömre yeterse

nice olur hayat

anısı beyaz

söylesene”

Atilla Ateşin anısına  atfedilen kitapta; dizeler yaşanan şehirlere sevdalı, aşklar beyazların anısına, hasretlerle birlikte yolculuklar anlatılıyor. Soğuk bir kış akşamında ve yalnızsanız, üstelik bastırmışsa hasret dizelerde yaşamınıza dair bulacağınız çok şey var.

“19 Ekim 1914 ve 22 Aralık 1914 Sarıkamış Dramı”nın destansı mısralarından büyük tatlar alacaksınız.

Ne Gün Batsın Karanlıklar Çöksün Ne de: “Kentlerimize benzeyen asık suratlı, mimarsız, ruhsuz, cansız yerleşimlerimizle dalga geçip daha yaşanılası bir dünyanın özlemlerinden kentler inşa etsek. Ve o zaman ağlasak bir deniz kadar ama mutluluktan..!”  diyor Aziz Şeker. Kitabın bütününde şehirlere ilişkin tahlillerde bu özlemi görebilmektesiniz. Şehirlerle birlikte yaşamış Aziz Şeker kitabında. Cümlelerinden anlıyorsunuz ki yaşadığı mekanlarla şehirdaş olmuş. Kentleşme, toplumsal sorunlar, sosyo-ekonomik yapı, sınıflar ve çatışmalar, politika, tarih, antropoloji, mitoloji, felsefe ve kent tahlilini birlikte bulmanız mümkün kitapta.

Mendile, Simite,  Boyaya, Çöpe….......
Ankara Sokaklarında Çalışan Çocuklar

Yazar:  Betül Altuntaş

 Betül Altuntaş:  1969 Ankara doğumlu.  Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Yüksek Okulu mezunu.  Aynı üniversitede yüksek lisansını, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü’ nde doktorasını tamamladı.1992-1996 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi’ nde öğretim elemanı olarak görev yaptı. İki yıldır Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nda çalışmaktadır. 

Kitap Tanıtımı:

Sokaklarda çalışan çocuklar, son on yılda Türkiye’de kent hayatında gittikçe daha fazla görünür oldu. Güneydoğu’dan zorunlu kitlesel göçün bunda büyük etkisi var.  Yerlerinden, varlıklarından koparılan, yeteneklerinin ‘işe yaramadığı’ kentlerde tutunmaya çalışan yoksul ailelerin geçim yükünü çocuklar üstleniyor. Sokakta çalışmaya gidiyorlar.  En ağır, en ‘pis’ işlere giriyor, olmayan ‘iş’ler icat ediyorlar.

‘ Zannediyorlar biz hırsızlık yapıyoruz…’

‘İnsanlar bizi anlamıyor.  Bazıları bizi dilenci sanıyor.  Bizi küçük görüyorlar, küfrediyorlar, bir şey diyemiyoruz, çekip gidiyoruz’.

Bu sözlerin sahipleri, 11 yaşındaki ‘Ayşe’ ile 14 yaşındaki ‘Adnan’.  Ayşe ile Adnan hırsızlık yapmıyorlar, dilenmiyorlar.  Ayşe, Ankara sokaklarında yara bandı satıyor, Adnan ayakkabı boyuyor.  Böylece ailelerinin geçimine katkıda bulunuyorlar.  Hatta ‘Ayşe’lerin, ‘Adnan’ ların getirdiği paralar bir çok durumda ailenin ana gelir kalemini oluşturuyor.   

Betül Altuntaş,  Ankara sokaklarında çalışan çocukların yaşam dünyasına eğiliyor.  Onların, ailelerinden tamamen kopmuş olan ‘sokakta yaşayan çocuklar’ dan farkına dikkat çekiyor.  ‘Sokak çocukları’ genellemesinin gözden kaçırdığı önemli ayrımlar, bunlar… Yazar, kağıt mendil, çiçek, yara bandı satan, simitçilik yapan, ayakkabı boyayan, çöp toplayan dört grubun dinamiklerini, iç ilişkilerini, aile bağlarını, koşullarını da ayrı ayrı ele alıyor. Böylece, bu küçük ‘ sokak emekçilerine’ yekpare bir kalabalık, bir ‘güruh’ olarak bakıldığında fark edilmeyen özellikleri, ayrımları saptıyor.  Kitapta sokakta çalışan çocukların bütün dünyadaki durumuna, konuya ilişkin yaklaşım biçimlerine, Türkiye’deki yasal ve kurumsal   düzenlemelere ilişkin değerlendirmeler de yer alıyor. 


 

Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Genel Merkezi  © Tüm hakları Sosyal Hizmet Uzmanları Derneğine aittir.