|



Hakemli Dergi
 

Kitap eğitmen,
Psikolog,
Sosyal Hizmet Uzmanı,
Doktorlar,
Anne/Babalar
için hazırlanmıştır.
|
“Taşkınlık, canlılık, algı ve sezgi süratlenmesi gençlerin
dikkati çeken özellikleri. Değişime yatkınlıkları, geleceğe
açıklıklarıyla toplumun gelişmesinde katkıları büyük. Bu
zenginlikleri bizler için için
kıskanır, o coşkuyu yaşamış kişiler olarak gençlik
yıllarımızın özlemini çekeriz. Ama içimizde özlemini
çektiğimiz, sürmesini dilediğimiz, yitimlerine yaslandığımız,
sessizce kıskandığımız bu özellikler gençlerin ilişkilerini
her zaman olumlu etkilemiyor. Çünkü coşku, taşkınlık, canlılık
ve çabukluk yanlış yorum, yanılgı ve yanılsamaların da
nedenidir. Ergen bilinen acelesiyle kişileri araştırmadan
yüceltiyor, aynı aceleyle onları değersizleştiriyor.
Biliş ve devinim alanlarını da kapsayan
süratlenme, artmış dürtüsel gereksinimler, çağrışım
zenginliği, duygu yoğunluğu, romantik düşünceler, düşle gerçek
arasındaki dalgalanmalar gençlerin ortak özellikleri.Bu
ilginç, ilginç olduğu kadar da çekici özelliklere yeniden
alevlenen ödipal ve
preödipal sorunlar, şiddetlenen
özsevisel gereksinimler, meslek seçimi ve karşı
cinsle ilişkilerin kurulması
eklenir.Ergen bir yandan dönemine ilişkin sorunlar yumağı
içinde bocalarken diğer yandan kimliğini bulma çabası
içindedir.
Başvuru:
Tlf:0(232) 420 17 19
E.meil
halimeodagvakfi@hotmail.com
Ederi :25 YTL. |
 
YAŞAMLA BÜTÜNLEŞEN BİR MESLEĞİN ÖYKÜSÜ
SEMA KUT & SOSYAL
HİZMET
Nehir söyleşi
ŞADİYE DÖNÜMCÜ
( Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Genel Merkezi Yayını, Ankara, 2004
)


Sevgileri
Boşaltılmış Evler
“Göç Öyküleri, Söyleşileri ve İncelemeleri”
Yazar: Bülent KAYA
Bülent Kaya:
1968 Kula doğumlu. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Bölümü
mezunu. Erzincan Devlet Hastanesi, İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü,
Kız Yetiştirme Yurdunda sosyal hizmet uzmanı olarak görev yaptıktan
sonra memleketi Kula’ya dönerek Devlet Hastanesinde sosyal hizmet
uzmanı olarak görev yapmış,Şu an ise (2000) Konya Numune
Hastanesinde görev yapmakta.
Kulu da görev yaptığı sürede Kulu Belediyesinin Avrupa
Birliği ile yapmış olduğu “Göç Olgusu” projesinde gönüllü olarak
görev yapan Kaya projede yer alan; İngiltere, İsveç ve Danimarka’da
yerel yönetimlerin, yabancılara yönelik projelerini ve çalışmalarını
yerinde incelemiştir. Özellikle göçün gençler ve kadınlar
üzerindeki sosyal ve psikolojik etkileri konusunda araştırmalarda
bulunmuştur.
Kitap Tanıtımı:
“İyi paralar kazandık ama,
insanlığımızdan da olduk”
Göçe katılan birinci kuşaktan
insanların sık sık dile getirdiği serzenişi için göç eden
insanların farklı kültürler içindeki zorlanışları ve kendilerinden
verdikleri ödündür deniyor önsözde.
Kitapta yer alan göç
öyküleri , söyleşi ve incelemelerde bu zorlanış ve verilen ödünleri
çarpıcı bir biçimde yakalamak mümkün.
Kitap; ülkemizin 1960 lı
yıllarda karşılaştığı göç olgusunu irdeliyor. Özelde 1963 yılına
kadar göç olgusunu yaşamamışı Anadolu’nun şirin yerleşim yeri
Kulu’nun göç olgusuna çeşitli yönlerden bakışının öyküsünü
anlatıyor.
Öykü ve söyleşilerle
süslenmiş araştırma ve inceleme niteliğindeki kitap, sorunu ele alış
ve irdeleyişe değişik bir biçim kazandırmış Bu özelliği nedeniyle
araştırma ve inceleme kitabından öte özellikler içeriyor. Bu
özelliği kitabı daha rahat okunur ve çekici kılmakta.
Kitap göç olgusunu
psikolojik ve sosyal açıdan inceliyor. Ekonomik getiriler yanında
psiko-sosyal sorunlarla dolu yaşamlardan getirilmiş örnekler göç
sonu ödenen bedelin ağırlığını sergiler nitelikte. Kitap yaşama dair
öyküler ve söyleşilerle birlikte; göçün nedenleri ve tarihçesi, göç
öncesi ve sonrasında aile üyelerinin psiko-sosyal yapısı, yurt
dışında yaşayan insanlarımızın ekonomik ve psikolojik sorunlarını
ele alışı açısından ilginç sayılabilir.

Dağlar Oğlumdur
Ankara Şiirleri
Yazar: Cengiz Kaplan
Cengiz Kaplan:
Yaşamım kimliğimdir diyor Cengiz Kaplan. Başka söze gerek var mı?
Kitap Tanıtımı:
Dağlar Oğlumdur,
Cengiz Kaplan’ın, üçüncü şiir kitabı. Kitap, aynı zamanda bir kent
güzellemesi niteliği taşıyor. Ankara güzellemesi…
Cengiz Kaplan,
yalın, duru ve gür bir sesle yazıyor şiirlerini. “Yaşamım
kimliğimdir” diyen şairin dizeleri de bu sözü doğruluyor. Yaşam
dizelere, dizeler yaşama karışıyor:
“üstüme üstüme
gelme ankara / itine puştuna sahip ol / adresim belli”
Kaplan, okuru da
tutup kent sokaklarına çıkarıyor. Biraz da 1980’li yılların
sokakları bunlar. O yılların anıları, izleri savruluyor dizeler
arasında. O yıllara damgasını vurmuş şairler de bu kent panoraması
içinde alıyor yerlerini… Akif Kurtuluş, Salih Bolat, Mehmet Mahzun
Doğan, Ergül Çetin v.b.
“ankara’da aşka
küsülmez” diyen Kaplan’ın kitabı, sevgiyle bir merhaba dercesine,
“sofranda yer var mı? / karanfil olmaya geldim” diye bitiyor. (www.penceredergisi.com/pervaz/p12_kaplan.asp
den alınmıştır.)
Kaplanın Ankara
şiirleri ile kaldırımlarda dolaşıyorsunuz yaşama damgasını vuran
toplumsal olaylar ve olgularla birlikte. Kendinizden birilerini
bulabilme şansınız var mısralarda. Ya da yaşanmışlara dair birkaç
cümle.

Sanal Bir Gezi
“ Engelli
Yaşamak Zor ! ”
Yazar: Ufuk Akgün
Ufuk
Akgün:
1957 Elazığ
doğumlu. 1982 yılında H.Ü. Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesi Sosyal
Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bölümü’nden mezun oldu. 1985-1991
yılları arasında Düzce Yetiştirme Yurdu Müdürlüğü’nde 1991-1997
yılları arasında SH ve ÇEK Genel Müdürlüğü Sakatların ve Felçlilerin
Rehabilitasyonu Dairesi Başkanlığı’nda sosyal çalışmacı olarak görev
yaptı. Halen Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı’nda şube
müdürü olarak çalışmakta.
Kitap Tanıtımı:
Kitabın adı böyle, alt başlığı ise, “Engelli yaşamak zor!” Kitapta,
çok kolay okunan ve içinden büyük dersler çıkarılması gereken, akıcı
bir dille yazılmış 17 hikaye var.
Ufuk
Akgün önsözünün bir bölümünde; mimari
engeller nedeniyle sokağa çıkabilme şansı olmayan bir sakata:
“Yarattığımız engeller için özür diliyoruz sayın yürüme engelli
arkadaş! demekle ne kadar yardımcı olacağınızı düşünüyorsunuz” diye
soruyor.
(www.tesyev.org/index.php?cmd=show&id=15&yaziid=104
den alınmıştır.)
Kitaba ismini
veren “sanal bir gezi” öyküsünde ortopedik engelli bir bireyin
toplumsal yaşama katılım çabalarında mimari ve toplumsal engeller
nedeniyle yaşadığı güçlükler kara mizah işlenmiş. Yaşanan
güçlüklerin alaylı yaklaşımla anlatıldığı öykü anlamlı mesajlar
içeriyor. Diğer öykülerde de özürlü bireylerin yaşamındaki
güçlükler, aile ve çevre ilişkileri, aşkları, toplumun
duyarsızlığına ilişkin yaklaşımlar irdelenmiş.
Ne Gün Batsın
Anısı Beyaz
Suya Düşen Yüzün
Yazar:
Aziz Şeker
Aziz Şeker:
1976
İstanbul da doğdu. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Bölümünü
bitirdi. Ulukışla da köy köy gezdi.
Antep’de sokak çocuklarıyla çalıştı.
İzmit’te hayatı tanıdı, en çok da Haydarpaşa’dan Van’a tren
yolculuklarını sevdi... Sarıkamış’ta askerlik yaptı, Sinop’ta
çalışıyor.
Kitap Tanıtımı:
Susya
Düşen Yüzün: SES Sanat
ve Kültür Ödülleri
Yarışması
sonuçlarına göre: ”Suya Düşen Yüzün” isimli kitabı ile Aziz Şeker
Özendirme ödülünü kazanmıştır. (www.ses.org.tr/haberler/sanat.htm
den alınmıştır.)
“Yalnızlığı değil
seni seviyorum / Beyaz bir gül gibi bakan gözlerini / Uyumuyorsun
kalbimin üstünde / Akşam çiçeklerinde ellerin geziniyor / Bir nehre
düşüyor yüzün / Akıp gidiyorsun...” dizelerinde olduğu gibi
şiirlerin tümünde; doğayı ve aşkı, Anadolu ve sevdayı birlikte
bulmanız mümkün. Her mısrada şairle yolculuklara çıkıp, aşka,
sevdaya ve hasrete dair yolculuklara katılabilirsiniz.
Anısı Beyaz:
“dile gelir mavisi aşkın
tutuşur kül kalır aşktan geriye
kimi yalanlara sarılmadan
bir aşk bir ömre yeterse
nice olur hayat
anısı beyaz
söylesene”
Atilla Ateşin
anısına atfedilen kitapta; dizeler yaşanan şehirlere sevdalı,
aşklar beyazların anısına, hasretlerle birlikte yolculuklar
anlatılıyor. Soğuk bir kış akşamında ve yalnızsanız, üstelik
bastırmışsa hasret dizelerde yaşamınıza dair bulacağınız çok şey
var.
“19 Ekim 1914 ve
22 Aralık 1914 Sarıkamış Dramı”nın destansı mısralarından büyük
tatlar alacaksınız.
Ne Gün Batsın
Karanlıklar Çöksün Ne de:
“Kentlerimize
benzeyen asık suratlı, mimarsız, ruhsuz, cansız yerleşimlerimizle
dalga geçip daha yaşanılası bir dünyanın özlemlerinden kentler inşa
etsek. Ve o zaman ağlasak bir deniz kadar ama mutluluktan..!” diyor
Aziz Şeker. Kitabın bütününde şehirlere ilişkin tahlillerde bu
özlemi görebilmektesiniz. Şehirlerle birlikte yaşamış Aziz Şeker
kitabında. Cümlelerinden anlıyorsunuz ki yaşadığı mekanlarla
şehirdaş olmuş. Kentleşme, toplumsal sorunlar, sosyo-ekonomik yapı,
sınıflar ve çatışmalar, politika, tarih, antropoloji, mitoloji,
felsefe ve kent tahlilini birlikte bulmanız mümkün kitapta.
  
Mendile, Simite, Boyaya, Çöpe….......
Ankara Sokaklarında Çalışan Çocuklar
Yazar: Betül Altuntaş
Betül Altuntaş:
1969 Ankara doğumlu. Hacettepe Üniversitesi
Sosyal Hizmetler Yüksek Okulu mezunu. Aynı üniversitede yüksek
lisansını, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi
Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü’ nde doktorasını
tamamladı.1992-1996 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi’ nde
öğretim elemanı olarak görev yaptı. İki yıldır Sosyal Hizmetler
ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nda çalışmaktadır.
Kitap Tanıtımı:
Sokaklarda çalışan çocuklar, son on
yılda Türkiye’de kent hayatında gittikçe daha fazla görünür
oldu. Güneydoğu’dan zorunlu kitlesel göçün bunda büyük etkisi
var. Yerlerinden, varlıklarından koparılan, yeteneklerinin ‘işe
yaramadığı’ kentlerde tutunmaya çalışan yoksul ailelerin geçim
yükünü çocuklar üstleniyor. Sokakta çalışmaya gidiyorlar. En
ağır, en ‘pis’ işlere giriyor, olmayan ‘iş’ler icat ediyorlar.
‘ Zannediyorlar biz hırsızlık
yapıyoruz…’
‘İnsanlar bizi anlamıyor.
Bazıları bizi dilenci sanıyor. Bizi küçük görüyorlar,
küfrediyorlar, bir şey diyemiyoruz, çekip gidiyoruz’.
Bu sözlerin sahipleri, 11
yaşındaki ‘Ayşe’ ile 14 yaşındaki ‘Adnan’. Ayşe ile Adnan
hırsızlık yapmıyorlar, dilenmiyorlar. Ayşe, Ankara sokaklarında
yara bandı satıyor, Adnan ayakkabı boyuyor. Böylece ailelerinin
geçimine katkıda bulunuyorlar. Hatta ‘Ayşe’lerin, ‘Adnan’ ların
getirdiği paralar bir çok durumda ailenin ana gelir kalemini
oluşturuyor.
Betül Altuntaş, Ankara
sokaklarında çalışan çocukların yaşam dünyasına eğiliyor.
Onların, ailelerinden tamamen kopmuş olan ‘sokakta yaşayan
çocuklar’ dan farkına dikkat çekiyor. ‘Sokak çocukları’
genellemesinin gözden kaçırdığı önemli ayrımlar, bunlar… Yazar,
kağıt mendil, çiçek, yara bandı satan, simitçilik yapan,
ayakkabı boyayan, çöp toplayan dört grubun dinamiklerini, iç
ilişkilerini, aile bağlarını, koşullarını da ayrı ayrı ele
alıyor. Böylece, bu küçük ‘ sokak emekçilerine’ yekpare bir
kalabalık, bir ‘güruh’ olarak bakıldığında fark edilmeyen
özellikleri, ayrımları saptıyor. Kitapta sokakta çalışan
çocukların bütün dünyadaki durumuna, konuya ilişkin yaklaşım
biçimlerine, Türkiye’deki yasal ve kurumsal düzenlemelere
ilişkin değerlendirmeler de yer alıyor.
|