1- Sosyal Hizmet Mesleğinin Tanımı ve
Müdahale Alanları
2- Sosyal Hukuk Devleti Olma Niteliği
3- Uluslar arası Yükümlülükler ve Hizmet Sunumu
4- Ulusal Sosyal Hizmetler Politikası
5- Türkiye’de Sosyal Hizmet Yapılanması
SONUÇ VE ÖNERİLER
1- Sosyal Hizmetler Bakanlığının Kurulması
2-Sosyal Hizmet Alanında Eğitim Veren Yeni Bölümlerin Açılması
3-Sosyal Hizmet Politikalarının Oluşturulması ve Yönetilmesinde Sosyal
Hizmet Uzmanlarının Etkin Rol Almasının Sağlanması
GİRİŞ
1- Sosyal Hizmet Mesleğinin Tanımı ve
Müdahale Alanları :İnsan hakları ve sosyal adalet ilkelerini temel
alan, sosyal değişimi destekleyen, insanların iyilik durumunun
geliştirilmesi için insan ilişkilerinde problem çözmeyi, güçlendirmeyi
ve özgürleştirmeyi amaçlayan ve bunun için insan davranışına ve sosyal
sistemlere ilişkin teorilerden yararlanarak insanların çevreleriyle
etkileşim noktalarına müdahale eden bir meslektir (Uluslar arası Sosyal
Hizmetler Birliği 2001).
Sosyal Hizmetin müdahale alanları; kadın, çocuk (korunmaya muhtaç
çocuklar, sokakta çalışan veya sokakta yaşayan çocuklar, suçlu
çocuklar...), yaşlı, özürlü, mülteci, sığınmacı, özel ihtiyaç grupları (HIV,
Kanser, Lösemililer, alkol ve madde bağımlıları, eşcinseller),evsizler,
yoksullar vs. gibi oldukça geniş bir müdahale alanını içermektedir.
Sosyal Hizmet Uzmanları bu müdahale alanlarında gerek politika ve
programların oluşturulması gerekse uygulama da belirleyici rol
almaktadırlar.
2- Sosyal Hukuk Devleti Olma Niteliği:1982 Anayasası’nda ‘sosyal
bir hukuk devleti’ olma, Türkiye Cumhuriyeti’nin nitelikleri arasında
sayılmıştır. Başlangıç bölümünde her yurttaşın, onurlu bir yaşam
sürdürme, maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine
sahip olduğu vurgulanmış, herkesin maddi ve manevi varlığını geliştirme
ve koruma hakkına sahip olduğu 17. Maddede yinelenmiştir. Bireyler
açısından getirilen bu hak 5. Maddeyle devlete görev olarak
verilmiştir. 5. Maddeye göre; kişilerin ve toplumun refah, huzur ve
mutluluğunu sağlamak, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için
gerekli koşulları hazırlamaya çalışmak devletin temel amacı ve
görevidir. Anayasa’nın 5, 17, 56. Maddelerinde yer alan kuralların
dayandığı temel ilke kişilerin devletçe her türlü zarardan korunmaları
gereğidir.
Sosyal Devletin görevi, sosyal adaleti,sosyal refahı ve sosyal
güvenliği sağlamaktır (Anayasa Mahkemesi Kararı 1991/ 43). Çağdaş
uygarlık görüşüne ve Anayasanın temel yapı ve felsefesine göre gerçek
hukuk devleti, ancak toplumsal devlet anlayışı içinde ise bir anlam
kazanır (AMK 1972/ 49). Sosyal Hukuk Devleti ilkesi içinde yer alan
sosyal adalet, sosyal refah ve sosyal güvenlik kavramları tüm
yurttaşları kapsar ( AMK 1980/ 59). Toplum yararının birey yararına
üstün tutulması, sosyal hukuk devletinin temelini oluşturur. Ancak
bunda güdülen amaç sonuçta yine bireylerin mutluluğunun sağlanmasıdır (AMK
1976/46).
3- Uluslararası Yükümlülükler ve Hizmet Sunumu:İnsan Hakları
Evrensel Bildirgesi ile bildirgeyi izleyen, Ekonomik ve Kültürel Haklar
Uluslararası Sözleşmesi ve Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası
Sözleşmesi Türkiye tarafından onaylanmış olup temel insan haklarının
sağlanması yönünde önemli belgelerdir. Birleşmiş Milletlerin Çocuk
Hakları Sözleşmesi ve Avrupa Sosyal Şartında özel bir düzenlemeye konu
olan Çocuk ve Gençlerin Korunması hakları ise kimi çekincelerle Türkiye
tarafından kabul edilmiştir.
Ayrıca Avrupa Sosyal Şartının, Sosyal Güvenlik ve Sosyal Yardıma
İlişkin Haklar altında incelediği, Sosyal Güvenlik Hakkı (m.12),
Sosyal ve Tıbbi Yardım Hakkı (m.13), Sağlığın Korunması Hakkı (m.11) ,
Sosyal Hizmetlerden Yararlanma Hakkı (m.14) ve Ailenin, Ananın ve
Çocuğun Korunmasına ilişkin olarak; Ailenin Sosyal, Hukuksal ve Ekonomik
Korunma Hakkı (m.16) ,Ananın ve Çocuğun Sosyal ve Ekonomik Korunma Hakkı
(m.17) da uluslararası standartların bağlayıcılığı açısından önem
taşımaktadır. Avrupa Sosyal Şartı Türkiye tarafından onaylanmış olup
Türkiye bu konudaki yükümlülüklerini yerine getirmelidir. Avrupa
Birliği uyum sürecinde ise bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi hayati
önem taşımkatadır.
Yukarıda söz edildiği üzere Sosyal Hizmetlerden Yararlanma Hakkı,
uluslararası anlaşmalarda güvence altına alınmıştır. Sözü geçen
sözleşmelerde herkes için onurlu bir yaşam düzeyinin sağlanması ve
yaşama koşullarının sürekli geliştirilmesi ise temel esastır. Önemli
bir diğer vurgu ise gerek Birleşmiş Milletler Sözleşmelerinde gerekse
Avrupa Sosyal Şartında çocuk, genç ve ailenin korunmasının özel bir önem
taşımasıdır.
İnsanın, onurlu bir yaşam sürdürme, maddi ve manevi varlığını bu yönde
geliştirme hak ve yetkisine sahip olduğu temel yönelimiyle sosyal
hizmet mesleği, insan hakları ve sosyal adalet prensibini başlangıç
noktası olarak kabul etmektedir. Dolayısıyla sosyal hizmet mesleği
açısından, sosyal hizmetlerin sunumunda temel yaklaşım insan hakları ve
sosyal adalet ilkesidir. Meslek özünde doğrudan insan haklarına ilişkin
kararlar üretilmesini zorunlu kılmaktadır. Mesleğin uygulayıcıları olan
sosyal hizmet uzmanları, sosyal hizmet alanlarında yaşanan insan hakları
ihlallerine karşı duyarlılık yaratma, etkin müdahalede bulunabilme ve
insan haklarını geliştirme sorumluluğu taşımaktadır.
4-Ulusal Sosyal Hizmetler Politikası:Oysa ülkemizde gerek
iktisadi ve sosyal politikaların belirlenmesinde gerekse öncelikler
sıralamasında neo- liberal politikaların belirleyici olduğu bir
gerçeklikle karşı karşıyayız. Bir yanda Anayasaya göre ( Madde 5);
kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, insanın
maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli koşulları hazırlamaya
çalışmak devletin temel amacı ve görevi olarak belirlenmek de diğer
yanda ise neo-liberal politikaların bir yansıması olarak
değerlendirilebilecek bir yaklaşım ile sosyal refahın sağlanmasından öte
, tüm kurumları ile devleti sosyal yapan unsurların birer birer elden
çıkarıldığı koşulların hayata geçirildiği saptamasını yapmak
gerekmektedir. Bu durumu Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planını
incelediğimizde net bir şekilde görebiliriz.
SekizinciBeş Yıllık Kalkınma Planında, Sosyal Refahın Arttırılması
Bölüm Madde: 4 ) ve bu bölüm altında yer alan Sosyal Hizmetler ve
Yardımlar konusu, devletin Sosyal Devlet olma niteliğinden oldukça
uzakta kalmıştır. Sosyal hizmetler, yoksullukla mücadele- sosyal yardım
hizmetleri ile sınırlandırılmıştır. Bu yaklaşım tarzının bütün
yurttaşlar için sosyal refahın, sosyal adaletin ve sosyal güvenliğin
sağlanması yönündeki ilkelerden nedenli uzak olduğu ortadadır.
Sosyal hizmetler, ülkenin genel sosyal güvenlik şemsiyesi içinde, herkes
için onurlu bir yaşam düzeyinin sağlandığı, sağlık, eğitim, konut
hizmetlerinin sosyalleştiği, aile ve çocuk hizmetlerinin eksiksiz
gerçekleştirildiği oranda hizmet bütünlüğünü sağlayabilecektir.
5- Türkiye’de Sosyal Hizmet Yapılanması:24.05.1983 tarihinde
kabul edilen 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu
Kanununun çıkış amacı sosyal hizmetlerin tek çatı altında
toplanmasıydı. Ancak Kurum Kanunun dışında Sosyal Yardımlaşma ve
Dayanışmayı Teşvik Kanunu, Aile Araştırma Kurumu, Kadının Statüsü ve
Sorunları Genel Müdürlüğü ve Özürlüler İdaresi Başkanlığı Kurulmasına
Dair Yönetmelik gibi yeni düzenlemelerle sosyal hizmetlerin görev ve
sorumluluk alanı daralmış ve sosyal hizmetlerin sunumu yeniden dağınık
bir hal almıştır. Sosyal hizmetlerin mevcut dağınıklıktan kurtarılarak
hizmet bütünlüğünü sağlaması esastır.
Çağdaş sosyal hizmet politikası, bütünlükçü bir hizmet ve örgütlenme
modelini içermek zorundadır. Yukarıda da ifade edildiği üzere
toplumsallaşan bir devlet anlayışı içinde anlam bulacak olan sosyal
hizmet politikası, sosyal devlet ilkeleri ve uluslararası normları hedef
almakla yükümlüdür.
SONUÇ VE ÖNERİLER
1-Sosyal Hizmetler Bakanlığının Kurulması:Sosyal Hizmetler,Kadın
– Aile ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu’ndan sorumlu
Devlet Bakanlığı, Özürlülerden sorumlu Devlet Bakanlığı, İnsan
Haklarından Sorumlu Devlet Bakanlığının kaldırılarak yerine ‘Sosyal
Hizmetler Bakanlığı’nın kurulması ve hizmetlerin tek bir çatı altında
toplanmasının sağlanması. Yerinde ve zamanında verilmeyen hizmetlerin
Sosyal Hizmet olmadığı bu nedenle hizmetlerin etkinlik ve verimliliğinin
ülke genelinde yaygınlaştırılması için mevcut Sosyal Hizmet Örgütlenmesi
ile hizmet tekrarının önlenmesi.
2-Sosyal Hizmet Alanında Eğitim Veren Yeni Bölümlerin Açılması:Sosyal
hizmete ihtiyaç duyan grupların gerek nicel olarak artması gerekse bu
grupların sorunlarınınniteliksel olarak çeşitlenmesi sosyal hizmetleri
sunan insan gücünün yetersiz kalması ile sonuçlanmıştır. Oysa bu
çeşitlenmeye paralel olarak bu alanda
hizmet vermek üzere yetiştirilen
eğitim birimleri yaygınlaştırılamamıştır. Bu alanda Hacettepe Ünv.
Sosyal Hizmetler Yüksek Okulu dışında eğitim veren bir başka bölüm
bulunmamaktadır. Bu nedenle
Üniversiteler bünyesinde yeni Sosyal Hizmet bölümlerinin açılması bu
alanda ihtiyaç duyulan insan gücünün yetiştirilmesi olanağını
sağlayacaktır.
3-Sosyal hizmet politikalarının oluşturulması ve yönetilmesinde
sosyal hizmet uzmanlarının etkin rol almasının sağlanması. Günümüzde
gelişmiş ülkelerde Hükümetlerin başarı ya da başarısızlıkları
uyguladıkları sosyal hizmet politika ve programlarındaki başarıları ile
ölçülmektedir. Başarılı olan politika ve programların oluşturulması ve
yönetilmesinde sosyal hizmet uzmanları da aktif rol almaktadır.
Sosyal hizmet politika ve uygulama alanlarında mevzuat, proje ve hizmet
modeli geliştirilmesinde veya yeniden üretilmesinde Sosyal Hizmet
Uzmanları derneği her türlü katkıyı vermeye hazırdır

Bu
Sayfayı Yazdır