|
SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA KURUMU
BAŞKANLIĞI
TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI
Çağımızda “sosyal hukuk devleti” kavramının benimsenmesi ile
toplum refahının gerçekleştirilmesinde önemli bir role sahip olan
sosyal hizmetler ve sosyal yardımlar Devletin sorumluluğunda
toplumsal bir yükümlülük haline gelmiştir.
Günümüzde etkili kalkınma ancak birbirlerini tamamlayan ekonomik
ve sosyal yönler arasında denge kurulabildiği takdirde
gerçekleşebilir. Çünkü,ekonomik kalkınma ve sosyal gelişme yalnız
birbirlerini tamamlayan süreçler olmayıp, kalkınma sürecinin
birbirleriyle ilgili parçalarıdır. Kişilerin yaşamını
güçlendirmek, sosyal ve ekonomik yoksunluk içinde bulunan kişileri
Devletin koruyucu şemsiyesi altına almak, insan kaynaklarını
geliştirmek, toplumun değişen koşullarına bireylerin uyumunu
sağlamak, artan ulusal kaynakları halkın refahına yöneltmek ve
insanların yaşam kalitesini artırmaktır. Sosyal hizmetler sosyal
yardımlarla birlikte düşünülmeli, belirli sosyal sorunların çözümü
için salt mali yönden kaynak aktarımı olarak düşünülmemelidir.
Sosyal hizmet ve sosyal yardım birlikte düşünülmelidir ayrı
kurumlarda örgütlenmesi hizmet ve kaynakların etkin kullanımını
engellemektedir. Sosyal hizmetin insan hakları ve sosyal adalet
temelinde tüm yurttaşlara eşit olarak götürülmesi gereken temel
yurttaşlık hakkı olarak görülmesi sosyal devlet olma
sorumluluğudur. SYD Vakıflarının bugünkü uygulamaları bilimsel
kriter ve değerlendirmelere tabii olmayan siyasi ,
bürokratik,tanışıklık, bölgesellik vs. özelliklerle himmet
anlayışı ile sunulmakta ve bu tasarı ile de bu durumun
devam ettirileceği görülmektedir.
Tasarıda AB müktesebatına , Dünya Bankası’ nın Sosyal Yardımların
resmi bir kurum kanalıyla sunulmasına dair taleplerinin , müstakil
başkanlık ve bağlı daire başkanlıkları ile mevcut personel
ücretlerinin
üzerinde bir ücretlendirme ile yeni bir bürokratik yapı
oluşturulmaktadır. Ayrıca kadrolaşmak için bu yapı araç olarak
görülmektedir. Sosyal Yardım Uzmanlığı ya da yardımcılığı ile 4
yıllık yüksek öğrenimli kişiler, yoksulların seçiminde ve
hizmetlerden yararlanmaları ile ilgili söz sahibi
olacaklardır. Yani mevcut olan himmet anlayışının sürdürüleceği
anlaşılmaktadır. Tüm dünyada yoksulluk alanının tek profesyonel
mesleği Sosyal Hizmet Uzmanlığı’ dır. Profesyonelliği ve
bilimselliği göz
ardı etmek şu anki siyasi otoritenin bilinçli tercihidir.
Gerekçede sunulduğu gibi tasarı, sosyal devlet olma sorumluluğuyla
değil Sosyal devletten vazgeçme durumunu göstermektedir.
Anayasanın başlangıç bölümünde, “...her Türk vatandaşının bu
Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet
gereklerince yararlanarak milli kültür, medeniyet ve hukuk düzeni
içinde onurlu bir hayat sürdürme ve manevi varlığını bu yönde
geliştirme hak ve yetkisine sahip olduğu...”
belirtilmekte ve 2’nci madde’de Cumhuriyetimizin niteliği “Türkiye
Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı
içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı,
başlangıçta
belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir
hukuk Devletidir.” şeklinde tanımlanmaktadır.
Anayasamızın 5’nci maddesinde Devletin temel amaç ve görevleri
arasında belirtilen “kişilerin ve toplumun refah, huzur ve
mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal
hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette
sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya,
insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları
hazırlamaya çalışmaktır” hükmü önem kazanmaktadır. 17’nci madde’de
ise “herkes, yaşama, maddi ve manevi
varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir” denilmekte, aynı
konu kişinin hakları yönünden de ifade edilmektedir.
Anayasamızın 41’nci maddesi ailenin korunması ile ilgili olarak şu
önemli hükmü getirmektedir: “Aile,Türk toplumunun temelidir ve
eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı
ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının
öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır,
teşkilatı kurar.”
Anayasamız gençliğin korunması konusunda da Devlete görev
vermektedir. Bu konuda 58’nci madde’de “Devlet, istiklal ve
Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin müsbet ilmin ışığında,
Atatürk ilke ve inkilapları doğrultusunda ve Devletin ülkesi ve
milletiyle
bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere
karşı yetişme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri alır. Devlet,
gençleri alkol
düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk,kumar ve benzeri
kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli
tedbirleri alır” hükmü yer almaktadır.
Anayasamızın 60’ncı maddesi sosyal güvenlik hakkını düzenlemekte
ve “herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği
sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar” demektedir.
Anayasamızın 61’nci maddesi ise özel olarak korunması gerekenleri
konu edinmekte ve “Devlet harp ve vazife şehitlerinin dul ve
yetimleriyle, malül ve gazileri korur ve toplumda kendilerine
yaraşır bir hayat seviyesi sağlar. Devlet, sakatların
korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı
tedbirleri alır. Yaşlılar, Devletçe korunur, yaşlılara Devlet
yardımı ve sağlanacak diğer haklar ve kolaylıklar
kanunla düzenlenir. Devlet, korunmaya muhtaç çocukların topluma
kazandırılması için her türlü tedbiri alır. Bu amaçlarla gerekli
teşkilat ve
tesisleri kurar veya kurdurur” hükmüne yer vermektedir.
Diğer yandan, Avrupa Sosyal Şartı’nda çocukların, gençlerin,
kadınların, ailenin, özürlülerin korunması gerekliliği, yeterli
kaynaklardan yoksun herkesin sosyal ve sağlık yardım hakkına sahip
olduğu ve
tarafların bu koşullara ulaşmayı politikalarının amacı sayacakları
belirtilmiştir.
AB Müktesebatın üstlenilmesine ilişkin Türkiye Ulusal Programının
“Sosyal Yardım ve Hizmetler, Yaşlılar ve Dışlanma” bölümünde de
ülke genelinde mevcut yasal düzenlemelere yer verilerek, AB
Mevzuatının
üstlenilerek uygulanması nihai hedef olarak belirlenmiştir. Bu
çerçevede, Müktesebatın uygulanmasına yönelik idari kapasite
bölümünün “Sosyal Politika ve İstihdam” alt başlığında da “kamuya
ait
sosyal yardım ve hizmet programlarının düzenlenmesi,idaresi ve
koordinasyonundan sorumlu yeni bir kurumsal yapı oluşturulacaktır“
denilmektedir.
Bunların yanı sıra, Sekizinci 5 Yıllık Kalkınma Planında,
yoksulluğun azaltılması ve muhtaç durumda bulunan kişi ve gruplara
etkin sosyal koruma sağlanması, sosyal hizmetlerin ihtiyaç
sahiplerine yaygın, etkili ve sürekli bir şekilde
ulaştırılması,sosyal hizmet ve yardım sağlayan kamu kurum ve
kuruluşları ile yerel yönetimler ve gönüllü kuruluşlar
arasında işbirliğinin sağlanması ve söz konusu hedef kitlelere
daha etkin bir hizmet sunulması amacıyla yeni bir sisteme
kavuşturulması gerektiği öngörülmektedir.
Yukarıda belirtilen Anayasa maddelerinin hükümleri ışığında, öte
yandan tarafı olduğumuz uluslararası anlaşma hükümleri uyarınca ve
kalkınma planları hedeflerine uygun olarak, sosyal hizmetler ve
sosyal yardım sisteminin yeniden yapılandırılması ve ülkemizin
çağdaş bir sosyal koruma sistemine kavuşturulması zorunluluk arz
etmektedir. Çağdaş sosyal hizmet politikası, bütünlükçü bir hizmet
ve örgütlenme modelini içermek zorundadır. Yukarıda da ifade
edildiği üzere toplumsallaşan bir devlet anlayışı içinde anlam
bulacak olan sosyal hizmet politikası, sosyal devlet ilkeleri ve
uluslararası normları hedef almakla yükümlüdür. Bunun da
karşılığı birey haklarının karşılandığı ‘Sosyal Hizmetler
Bakanlığı’nın kurulması ve hizmetlerin tek bir çatı altında
toplanmasıdır.
Bu nedenle bu yasa tasarısına karşı çıkıyoruz.
Hürriyet UĞUROĞLU
Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Başkanı
|